Anasayfa » Arşiv

Bilgisayar Kategorisindeki Yazılar

Donanım »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Şu anda neredeyse tüm bilgisayarlar USB 2.0 teknolojisini kullanıyor. Usb 3.0 ise çok daha hızlı bir teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. 10 yıllık Usb 2.0 egemenliği sona erecek gibi görünüyor.

Usb 3.0 destekli cihazların ve anakartların çıkmasıyla günümüz bilgisayarları büyük oranda hızlandı.  Bu hız artışı nedeniyle Usb 3.0 destekli cihazların sayısıda her geçen gün artıyor.

Peki Usb 3.0 ne kadar hızlı? Usb 2.0 ile arasındaki fark ne? Bu yazımızda biraz bunlardan bahsedicez.

Usb 2.0 bize 320 Mbps maksimum veri aktarım hızı sunuyordu. Usb 3.0 ise 480 Mbps aktarım hızı sunuyor. Yani Usb 3.0, Usb 2.0 dan %25 daha hızlı. Hızı tam olarak anlayabilmek için ufak bir test yaptık. Testte iki dosya türü kullanıldı. Birincisi 3 Gb boyutunda tek dosyanın kopyalanması, diğeride küçük boyutlarda 71 adet, toplam 2.25 Gb lık dosyanın kopyalanması.

Test sonucunda;
- Usb 2.0 3 gb lık tek dosyayı 1 dakika 47 Saniyede kopyalarken, Usb 3.0 sadece 30 saniyede kopyaladı.
- Usb 2.0 71 adet dosyayı (22.5 gb) dosyayı 1 dakika 37 Saniyede kopyalarken, Usb 3.0 sadece 34 saniyede kopyaladı.

Bu testte gördüğümüz gibi Usb3.0 oldukça hızlı. Yeni nesil teknoloji olarak görebiliriz. Yeni nesil telefonlarda, tablet pc lerde bu teknoloji oldukça fazla kullanılacaktır.

Yukarıdakilere ek olarak bir test daha yaptık. Bu sefer çok küçük dosyaların taşınmasını denedim. irili ufaklı 32000 dosyayı (toplam boyut 2.1 GB) kopyalamayı denedik. Sonuç olarak,

Usb 2.0, 32bin dosyayı (2.1 Gb) 3 dakika 11 saniyede kopyalarken, Usb 3.0 1 dakika 54 saniyede kopyaladı.

Sonuç olarak Usb 3.0 tatmin edici derecede hızlı. Fakat Usb 3.0 destekli cihazlar şu anda oldukça pahalı. Biraz daha beklemenizi öneririz.

Dizüstü »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Dizüstü piyasası her geçen gün dahada gelişiyor. Dayanıklılığı ve sağlamlığı ile bilinen Toshiba yeni dizüstü modeli olan R700 ‘ü tanıttı.

TNB A.Ş Toshiba Bilgisayar ve Görüntü Sistemleri, Avrupa‘nın en ince ve en hafif tam fonksiyonlu 33.8cm (13.3”) ekranlı notebook’u olan Portégé R700′ü tanıttı.

Firma  R700 adlı ürünü iş dünyası için tasarlarken Satellite R630‘u modelini ise ev kullanıcıları için satışa sundu. Firma bu ürünü geliştirmek için üç konun üzerinde durduklarını belirtti.

Seyaset için tasarlanmış

Ürünün, ısı yönetimi, gövde tasarımı ve bellek çip yerleşimi (memory chip deployment), Intel ve Toshiba tarafından ortaklaşa geliştirilen airflow soğutma teknolojisiyle sağlandı.

Fan sesini önemli oranda azaltan Toshiba’nın, Portégé R700′ün ince kasasına en yeni Intel Core ailesi işlemcileri entegre edebilmesine olanak sağladı.

Elle tutulan bölgelerdeki petek dokulu yapı Portégé R700′ün elektronik ve mekanik bileşenlerinin dayanıklı olmasını ve ürün ömrünün uzaması için tercih edilmiş.

Kaynak: Shiftdelete

Donanım »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Bilgisayar dünyasında marka savaşları hiç bitmez. Bazen bir marka, bazen diğer marka öne geçer.

Öne geçmenin de farklı koşulları vardır, performans olarak, teknoloji olarak ya da fiyat olarak tüketicilerin favorisi haline gelen ürünler ortaya çıkartmak; belirli alım aralıklarında hakim olmak çok önemlidir.

İşlemcide süregelen Intel-AMD rekabeti gibi, ekran kartı piyasasında da Nvidia-ATI arasında ezeli bir mücadele vardır. Ekran kartları, direkt oyun performansına etki ettikleri için, oyuncular için en önemli donanımdırlar. Oyunlardaki 3D performansını da gözle görebilir, kolayca ölçebilirsiniz.

Peki hangisi en iyisi? Nvidia mı, ATI mi?

ATI ve Nvidia işe PC grafiklerinde uzmanlaşlarak başladılar. Oyunculuk PC’lerden konsollara geçtikçe, rekabet alanlarından birisi de bu platformlar oldu.

Ekran kartlarının paralel işlem gücü, farklı alanlarda bu iki devin çözümlerine kapı açtı. ATI, AMD tarafından satın alınana kadar iki şirket de çok yakın bir rekabet içerisindeydi. Bu olaydan sonra ATI’nin planları ve çizgisi değişmeye başladı. Nvidia’da farklı hamleler yaptı.

Bunlara geçmeden önce gelin iki firmanın yıllar süren rekabetinde öne geçtikleri zaman ve ürünlere bir bakalım, objektif bir analiz yapalım…

RIVA ve RAGE

PC’de ekran kartı döneminin başlarında 3D kartlar vardı. Nvidia’nın RIVA 128 ve TNT2 modelleriyle ATI’nin Rage ve Rage 128 modelleri kapışıyordu. Ardından 1999 yılında GeForce 256 çıktı ve Nvidia donanımsal dönüştürme ve ışıklandırma yetenekleri olan bu ilk grafik çipiyle ekran kartlarının altın devrini başlattı.

ATI 2000 yılında Radeon ekran kartlarını çıkarttı. Nvidia başlarda GeForce, GeForce 2, GeForce 3 serileriyle önde olmayı başardı. GeForce 4 serilerine gelince bu biraz daha tartışmalı olsa da ATI’nin Radeon, Radeon 7500 ve Radeon 8500 serileri geride kalmıştı.

2002 yılında ATI işleri tersine döndürdü ve Radeon 9700 Pro’yu sundu. Programlanabilir shaderlar ve inanılmaz bir güç ile bu kart çok öndeydi. Nvidia GeForce 5800 Ultra bekleneni verememişti. Ancak Nvidia’nın donanım konusunda geri kaldığı dönemlerde de güncel sürücülerin oyunlarla uyumluluğu konusunda belirli bir uyum ve güvenilirliği vardı. Bu da satışlara her zaman olumlu yansıdı. ATI’nin ise daha ekonomik ve şaşırtıcı derecede güçlü modelleri oyunseverlerce çok tutuldu.

SLI, Crossfire’a karşı!

Nvidia bir yıl sonra GeForce 6800 serisiyle tekrar spot ışıkları altındaydı. Bu çekişmede kimse tam anlamıyla öne geçemiyordu.

Nvidia farklı bir teknolojiyle öne geçmeye karar verdi ve ortaya SLI teknolojisini çıkarttı. SLI sayesinde birden fazla ekran kartını birbirine bağlamak ve birlikte kullanmak mümkün oluyordu. Ancak bu da ATI’nin Crossfire platformu ile hızla karşılığını buldu.

Hamle srası ATI’deydi, ATI Radeon HD 2900 XT serisi ortaya çıktı ama ne yazık ki zayıftı ve çok ısınıyordu. GeForce 8800 Ultra onu ezdi geçti.

Ama bu noktada ATI strateji değiştirdi, Nvidia ile bitmek bilmeyen bu yarışta artık en hızlı GPU’yu yapmaya değil, verilen paraya oranla fazla performans sunmaya odaklanacaktı… Yani fiyat-performansa. Uç noktada performans isteyenler için ise çift grafik işlemcili uç nokta modellerini kullanacaktı.

ATI’nin son atılımları

Bu stratejinin sonucunda ortaya çıkan ve 2008 ortasında piyasaya sürülen radeon HD 4870 piyasayı salladı. Rakibi olan GeForce GTX 280′inn yarı fiyatına, yüzde 80′ine denk gelen bir performans sunuyordu. ATI sonunda iki rakip arasındaki yarışı kendi lehine bozmayı başarmıştı.

Ama ekran kartı piyasasında hiçbir zafer sonsuza kadar kutlanmaz. ATI’nin 5000 serisi ekran kartları dünyanın ilk DirectX 11 destekli ekran kartları oldu. Nvidia’nın GTX 400 ile cevabı biraz vakit aldı. Oyunlar ve oyuncular henüz DX 11′e geçmemişti ama ATI psikolojk üstünlüğü ele geçirmişti.

Şu an ATI Radeon HD 5870 ve Nvidia GeForce GTX 480 gibi kartlar arasında yarış sürüyor. Ancak ATI fiyat açısından bariz avantajlı durumda. Üstelik bu fiyat farkına değecek bir performans farkı söz konusu değil.

Fiyat performans rekabeti

Fiyatta rekabet söz konusu olunca her iki firma da en üst düzey ekran kartlarının, daha zayıflatılmış sürümlerini, daha karşılanabilir fiyatlarla piyasaya sürmeyi tercih ediyor.

ATI’den Radeon HD 5850, 5870′e kıyasla 1600 Stream Shader değiş, 1440 Stream Shader’a sahip. Nvidia GeForce GTX 470 ise, GTX 480′in 480 CUDA çekirdeğine karşılık 448 CUDA çekirdeği sunuyor.

470 biraz daha hızlı bir kart olmasına karşın daha pahalı. ATI ise çok pahalıya çift GPU’lu modeller sunuyor ve Nvidia’yı geçiyor. Sonuçta işler model model kıyaslama gerektiriyor.

Oyunseverleri en çok ilgilendiren ise orta seviye ekran kartları oluyor. Nvidia’nın şu sıralar en büyük sorunu da bu: Yeni Fermi DX11 ekran kartlarında daha uygun fiyatlı modeller sunmak. Bu yüzden ATI inanılmaz bir avantaj yakalamış durumda.

ATI Radeon HD 5770, 5670 ve 5570 kartları sunarken Nvidia daha eski teknoloji olan GTS 250 ve HT 240′ı sunuyor.

Geçmişteki durum ve bugündeki durum
ATI’nin son zamanlarda öne geçmesindeki en büyük etken, sorunlu sürücü ününün ortadan kalkmasıyla gerçekleşti. Nvidia’nın da sürücü sorunsuzluğu ününe Starcraft 2 Beta testinde gerçekleşen talihsiz olaylar leke sürdü.

Bununla birlikte geçmişten bugüne rekabeti incelediğimizde atılım sırasının tekrar Nvidia’da olduğunu görüyoruz. Bir nesil ötedeki teknolojilerle uğraşırken orta sınıfta ATI’ye kaptırdığı üstünlüğü yeni Fermi ekran kartlarıyla geri kazanabilir. Bunun için şüphesiz daha az ısınan ve elektrik tüketen, rafine Fermi modelleri üretmesi gerekiyor.

GeForce GTX 465 gibi kartlar Nvidia için umut verici ve donanımsal tessellation özelliği de elde tuttuğu kartlar arasında. DX 11 oyunların yaygınlaşmasıyla birlikte bu kartların gerçek performansı açığa çıkabilir ve Nvidia şu sıralar ATI’ye kaptırdığı tacını geri alabilir. Nvidia’nın ikinci kozu ise stereoskopik 3D alanındaki avantajı oluyor.

Sonuçta iki dev arasındaki rekabet sürüyor ve sürmeye de devam edecek. Okurlarımıza en iy fiyat performans sunan yeni modelleri, test merkezimizin düzenli testlerinden faydalanarak seçmelerini tavsiye ediyoruz.

Kaynak: Chip.com.tr

Güvenlik, Haberler »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde dolandırıcılığı önlemek amacıyla klavyeli ve ekranlı kredi kartı geliştirildi. Visa, CodeSure adını verdiği yeni bir kartla internet üzerinden yapılan dolandırıcılıkların önüne geçmeyi planlıyor. Kart normal kredi kartlarıyla aynı boyutta. Ancak bu kartta bir ekran ve bir klavye var. Kartın özelliği ise yeni şifre üretebilmesi. Klavyeli kart özellikle internetten yapılan alışverişleri daha güvenli hale getirmek için geliştirildi. Visa ayrıca bu kartın, kullanıcıların internet bankacılığı hesabına girmeleri için de kullanılabileceğini söylüyor. Böylece kart sahipleri internet sitesine her girişte aynı şifreyi kullanmayacaklar.

Kart aynı şekilde telefon bankacılığında da kullanılabilecek ve böylece her seferinde “Annenizin kızlık soyadının 3. ve 5. karakterleri nedir?” gibi sorulara maruz kalınmayacak.

Kartın kullanımı ise şu şekilde:

1. İnternetten alışveriş yapmak isteyen kullanıcı kartın üzerindeki “Visa tarafından onaylı” (Verified by Visa) butonuna basıyor.
2. Kart sisteme ulaşmaya hazır olduğunda uyarı veriyor ve kullanıcı, klavyeyle ATM makinesinde kullanırken yazdığı şifreyi giriyor.
3. Kartın ekranında internetten alışverişte, sadece bir kere kullanılmak üzere, yeni bir şifre beliriyor.
4. Kart sahibi internetten alışverişinde kimsenin bilmediği ve ele geçirenin de herhangi bir işine yaramayacak olan bu şifreyi kullanarak güvenli bir şekilde alışveriş yapabiliyor.

ÇİPLİ KARTLARDAN DAHA GÜVENLİ

Şu anda kullanımda olan çipli kartla marketten alışveriş yaparken, kart sahibi kredi kartını verdiğinde, pos makinesi kartı tanıyor, kime ait olduğunu biliyor. Daha sonra kart sahibi kendi şifresini giriyor, böylece kart sahibi şifresini söylemediği sürece, bir hırsız kartı ele geçirse de marketlerden alışveriş yapamıyor. Ancak kart üzerindeki bilgileri öğrenen herkes, internet üzerinden, herhangi bir şifre gerekmeksizin alışveriş yapabiliyor.

Sonuç olarak her sene hırsızlar internet üzerinden 600 milyon TL’nin üzerinde sahte alışveriş yapıyorlar. Bu kartla internetten alışveriş edecek kişinin hem kartı elinde bulunduruyor olması hem de o kartın şifresini biliyor olması gerekiyor. Visa’ya göre bu kart, tüm yetkisiz kullanımları sona erdirecek. Visa’nın bu yeni kartının üzerinde 12 butonlu bir klavye ve küçük bir ekranın dışında bu sistemin 3 yıl boyunca çalışmasını sağlayacak bir mini pil de bulunuyor.

ÖNCE BİZ DENEYECEĞİZ

Visa, kartın deneme sürümlerinin ilk olarak Türkiye, Büyük Britanya, İtalya, İsrail, İsviçre ve Almanya’da hizmete sunulacağını belirtti. Kartlar, önümüzdeki bir ay içerisinde, kart kullanıcılarının şu anda kullandıkları kartların süresi dolduğunda ya da kendi talepleri üzerine bankalar tarafından temin edilmeye başlanacak. Yılda 2.8 milyon kart dolandırıcılığı yapılıyor. Dolandırıcılık vakalarınınn dörtte üçünden daha fazlası internet ya da telefon bankacılığı yoluyla oluyor. Geçen sene internet üzerinden alışveriş yapanların yüzde 7’si geçen yıl bir dolandırıcılığa uğradı. Geçen yıl internet bankacılığı dolandırıcıları tarafından toplamda 138 milyon TL’lik sahte alışveriş yaptılar. Bu rakam 2008 verilerinden yüzde 14 daha fazla.

AKŞAM

Bilgisayar, Programlar »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Günümüzde neredeyse Office word programını kullanmayan yoktur. Özellikle ödevlerde, projelerde en büyük yardımcımı word.

Çok uzun bir ödev yaptığımızda yada bitirme tezi gibi sayfalarca yazı yazdığımızda bunlara birde içindekiler sayfası eklememiş gerekiyor. Şimdiye kadar içindekiler sayfasını el ile hazırlıyorduk ve görünüm açısından tam istediğimiz verimi alamıyorduk. Genelde ya konu başlıkları kayıyor yada sayfa numarasıa kayıyordu.

Office Word 2007 de otomatik içindekiler sayfası oluşturma özelliği bulunuyor. Malesef bir çok kişi bunu nasıl kullanacağını bilmediği için içindekiler sayfasını el ile oluşturmaya devam ediyor. Bu yazımızda “otomatik içindekiler sayfası nasıl oluşturulur?” en basit şekilde bu sorunun çözümünü anlatmaya çalışacağız.

Öncelikle içindekiler sayfasını ne zaman oluşturmak istediğinize karar vermelisiniz. Tüm ödevi bitirdikten sonrada oluşturabilirsiniz, Ödeve başlamadan önce alt yapıyı hazırlayıp, ödevin sonunda tek tık ilede oluşturabilirsiniz. Eğer ödeviniz 100 sayfa veya üzeri olacaksa içerik sayfasını ödevin başında hazırlamanız size büyük zaman kazandıracaktır.

Anlatımı hazır, bitmiş bir ödev üzerinden anlatıyorum. Aynı işlemleri ödeve başlamadan öncede uygulayabilirsiniz.

Öncelikle word 2007 sayfamızı açalım. Üstte başvurular bölümünden içindekiler kısmına tıklayıp “İçindekiler Tablosu Ekle” kısmına tıklayalım.

Üzerine tıklayarak tam boyutta görebilirsiniz.

İçerikler tablosu sayfası açıldığında istediğiniz ayarları yapabilirsiniz. Burada sayfa numalaraını gösterebilir yada kaldırabilir, arada çizgi, nokta veya hiçbirşey gösterebilir, Alt başlık düzeyinizi buradan belirleyebilirsiniz. Daha sonra tamam diyerek içindekiler tablosunu oluşturuyoruz.

Üzerine tıklayarak tam boyutta görebilirsiniz.

İçindekiler tablosu bizim hazırladığımız başlıkları otomatik olarak kaydedecek. Eğer yukarıdaki içindekiler tablosunu oluşturmaz iseniz içindekiler sayfası otomatik olmayacaktır.

Tablo oluşturduktan sonra ödevimizdeki başlıkları tabloya eklememiz gerekir. Buda oldukça basittir. Önce başlığımızın olduğu satırın başına tıklıyoruz ve Başvurular -> İçindekiler Tablosu -> Metin Ekle kısmından başlığımıza göre Düzey seçiyoruz. Aşağıdaki resimki örneği açıklarsak;

Özet ve 1. Giriş Başlıkları Düzey 1, 1.1.7 Binanın Kullanımı başlığı Düzey 2 olarak ayarlanmıştır.

Üzerine tıklayarak tam boyutta görebilirsiniz.

Üzerine tıklayarak tam boyutta görebilirsiniz.

Tüm ödevinizdeki başlıkları bu şekilde düzey belirlemeniz gerekiyor. Düzey belirledikten sonra Başvurular -> İçindekiler Tablosu -> İçindekiler kısmına tıklayarak “Otomatik Tablo 1” veya “Otomatik Tablo 2” yi seçerek otomatik içindekiler sayfanızı oluşturabilirsiniz.

Üzerine tıklayarak tam boyutta görebilirsiniz.

Otomatik tablo eklediğinizde içindekiler sayfanız otomatik olarak sayfa numaralarıyla birlikte eklenecektir. Ödevinize ekleme yaptığınızda yada herhangi bir kısmını değiştirdiğinizde içindekiler’in üzerine tıklayın ve hemen üst taraftaki tabloyu Güncelleştir butonuna tıklayarak yeni eklediklerinizin içindekiler sayfasında görünmesini sağlayabilirsiniz.

Üzerine tıklayarak tam boyutta görebilirsiniz.

1.1.7. Binanın kullanımı