Anasayfa » Arşiv

Bilgisayar Kategorisindeki Yazılar

Donanım, Oyun »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Sony nin yeni motion controller cihazı Sony PlayStation Move duyuruldu. Hareket sensörlü sistem üç parçadan oluşacak. Sony Eye sistemi (hareketleri denetleyecek kamera sistemi), Nintendo Nunchuk benzeri yardımcı kumanda ve Move oyun kumandası. Bu kumanda ayrıca Kamera ve mikrofonu sayesinde, sesleri (İngilizce olmak şartıyla) ve yüzleri de tanıyıp işleyebilecek. Üçlü sistem, lithium-ion şarj edilebilir batarya ve Bluetooth donanımından oluşacak. Ayrıca Little Big Planet ve SOCOM 4 gibi Ps3 e has oyunlarda Sony PlayStation Move desteği içerecek.

Geçtiğimiz günlerde Game Developer Conference 2010‘da tanıtılan Sony’nin yeni hareket algılayıcılı kumandası PlayStation Move, organizasyonun en dikkat çekici ürünlerinden biri oldu. 13 Mart’ta sonlanacak olan etkinlikte, Sony’nin ürünün fiyatını da açıklaması bekleniyor.

Şimdiye dek yapılan tahminler, cihazın 100 doların altında bir fiyatla satılacağı yönünde. 36 oyun geliştiricisiyle anlaşan firma, PlayStation Move için bolca oyun geliştirilmesini sağlayacak. Bu sayede PlayStation 3‘ün de ömrü uzamış olacak.

Oyun çevrelerin konuştuğu bir başka konu da, PlayStation Move’un çıkış tarihi. Sony’nin yetkili ağızları, 2010′un sonbaharında yeni ürünü satışa sunacaklarını doğruladı. Eğer bir aksilik olmazsa, yılın üçüncü çeyreğinde PlayStation Move ile buluşacağız.

Bilgisayar »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Q KLAVYENİN ORTAYA ÇIKIŞI
• Q Klavye pek çok kimsenin sandığı gibi modern klavye standardı değil tüm dünyadaki bilim çevrelerinin kabul ettiği gibi tam bir mühendislik rezaletidir.
• Ve şöyle ortaya çıkmıştır;
• Yazı makinesinin mucidi olan Christopher Latham Sholes, 1867′de icat ettiği yazı makinesinin mekanik harf kollarından herhangi ikisi aynı anda kağıda doğru havalandığında sıkışmaya neden olduklarını farkeder.
• Sholes bu problemin çözümü için, kullanıcının yazım hızını yavaşlatmak üzere harflerin yerlerini alabildiğine karıştırarak en çok kullanılan harfleri elin en zor ulaşabileceği yerlere yerleştirmeyi uygun görür ve Q klavye adını verdiğimiz harf dizilimi ortaya çıkar.
• Bir söylentiye göre de;
• İlk üretilen yazı makinesinin adı “Sholes & Glidden Type Writer” olarak geçer. Buradaki “Type Writer” kelimelerini oluşturan harflerin tamamı Q klavyenin en üst sırasında yer almaktadır.
• Böylece satıcılar, bir kağıda kolayca “Type Writer” yazarak ürünlerinin yeteneğini karşılarındakine gösterme şansı bulmaktadırlar.

ALTERNATİF ARAYIŞLAR
• Washington State Üniversitesinden Prof. Dr. August Dvorak, 1932 yılında İngilizce’de çok kullanılan harflerin klavyenin en kolay ulaşılabilir yeri olan orta sırasına toplandığı bir klavye dizilimi önerir.
• Dvorak’ın araştırmalarına göre, sekreterlerin parmakları gündelik yazı işleri sırasında Q klavyede 16 mil yol alırken Dvorak klavyesinde sadece 1 mil yol almaktadır.
• Ancak daktilo ustalarının Q klavyeye olan mevcut alışkanlıkları ve piyasanın Q klavye tarafından çoktan istila edilmiş olması nedeniyle ve 40 milyon daktilonun değiştirilme maliyeti ortaya çıkınca Dvorak’ın klavyesi yayılamaz ve kaybolup gider.

SONUÇ
• Yani Q klavye 1873′te mühendisliğe aykırılık abidesi olarak tasarımlanmıştı.
• Daktiloların hızlı yazma nedeniyle sık sık bozulmasına çare olarak geliştirilmişti.
• Daktilo kullananları olabildiğince ağır yazmaya zorlamak için olmadık hilelere başvurulmuş, en çok kullanılan harfler klavyenin her sırasına dağıtılmış, (sağ elini kullanan insanları zayıf ellerini kullanmak zorunda bırakacak şekilde) harfler solda toplanmıştı.

:

Q Klavye:

F KLAVYENİN ORTAYA ÇIKIŞI
• F klavyenin babası İhsan Yener 1946′dan itibaren Türk dilinin özelliklerine uygun, standart bir klavye geliştirilmesi için resmi makamlara yazılar yazar ve,
• ‘Bilimsel bir klavye yapın, sizin yaptığınızı kabul edelim’ cevabı alır.
• Bunun üzerine yabancı uzmanların da bulunduğu bir komisyon kurulur.
• Türkçe’de kullanılmakta olan tüm kelimelerin istatistiği TDK’nın kılavuzundan yararlanarak çıkarılır ve 29.934 kelime içinde hangi harften kaçar adet bulunduğunu tespit ettikten sonra, parmakların fiziksel güçleri ve hareket özelliklerini de esas alarak harfler yerleştirilir.
• Yaklaşık 30.000 Türkçe sözün ölçü alındığı bir değerlendirmede a harfi 26.323, e harfi 16.308, k harfi 13.542, i harfi 13.384, m harfi 11.263, l harfi 10.496, t harfi 9.669, r harfi 8.698 kez geçmekteydi.
• Bunlar Türkçe’de en çok kullanılan harflerdir. Bu oran göz önünde bulundurularak söz konusu harfler, F klavyede en uygun yerlere yerleştirilmişti.
• Ellerin kullanım yüzdesi de hesaplanarak yapılan klavyede sol el yaklaşık yüzde 49, sağ el de yüzde 51 oranında kullanılacak şekilde harfler yerleştirilir.
• Türkçe’nin fonetik özelliğine uygunluk açısından sesli harfler sol elde toplanır.
• 20 Ekim 1955′te standart Türkçe klavye olarak kabul edildi.
• Türkiye’de o zaman 40 bin kadar yazı makinesi vardı.
• Bu 40 bin yazı makinesi olduğu gibi bırakılır. Amaç Gazi’nin yaptığı gibi geleceği kurtarmaktır.
• Gümrük kanunlarına ‘bundan sonraki ithalat standart Türk klavyesine uygun olacak’ diye bir madde konur.“
• 1974 yılında Türk Standartları Enstitüsü tarafından da zorunlu standart olarak kabul edildi.

F KLAVYENİN BAŞARISI
• 1955′ten itibaren uluslararası daktilografi ve steno yarışmaları başladı.
• Yarışmacılarımız bu şampiyonalarda 28 defa dünya birincisi oldular.
• Bu birinciliklerin 14′ünde dünya rekoru kırıldı.
• Hatta Fransızlar ‘Türkler yarışma için özel olarak tertip edilmiş bir klavye kullanıyorlar’ diye itiraz ettiler.
• 6 saat süren tartışmalardan sonra, Fransızlar’a siz de yapın o halde özel bir klavye’ denilmiştir.
• 2003 Dünya Bilgisayar ve Stenografi Şampiyonası’na “” ile katılan Türk yarışmacıları takım halinde dünya 2’ncisi olmuşlardır.

PEKİ YA “Q TÜRKÇE” KLAVYE
• Tüm dünyada bilgisayarın evlere girmeye başlamasıyla Türkiye’de büyük oranda bilgisayar ithal etmeye başladı.
• Ancak ithal edilen Q klavyeler ya Türkiye’de düzenine göre tekrar birleştirildi, ya da fabrikadan standardına göre istendi.
• Özellikle ikinci yöntem kullanıcıya yüklü bir maliyet demekti. Çünkü fabrikalar dünyadaki tüketime oranla az sayıdaki talebini özel üretim olarak fiyatlandırıyorlardı.
• 1990’lı yıllarda yaygınlaşan Dizüstü bilgisayarların klavyelerini F standardına dönüştürme maliyeti ise kullanıcıları caydıracak düzeyde fazlaydı.
• İşte “Q Türkçe” denilen uyduruk klavye düzeninin ortaya çıkmasına İthalatçı firmaların F klavyeye olan duyarsızlığına kullanıcıların bilinçsizliğinin eklenmesi neden oldu.
• Böylece hem fabrikalar farklı üretim yapmaktan kurtulmuş hem de Türk kullanıcıları avlanmış oldular.

F’mi, Q’mu KARŞILAŞTIRMA
• Türkçe’de en çok kullanılan harfler olan a, e, k, i, m, l, t ve r harfleri F klavyede en uygun yerlere yerleştirilmişti.
• Q klavyede ise en çok kullanılan harfler tabir caizse klavyenin en ücra köşelerine dağıtılmış durumdadır.
• Buna karşılık, örneğin Türkçe’de 30.000 sözde sadece 125 defa geçen ve en az kullanılan harf olan j harfi, Q klavyede en uygun yere konulmuştur.
• F klavyede bu harfin yerinde Türkçe’de en fazla kullanılan ünsüz olan k harfi bulunmaktadır
• Türkçe’de genel olarak sessiz harfler ve sesli harfler sözcük içinde hemen hemen eşit sayıda bulunduğu için, klavye bu harfleri her iki ele de eşit miktarda dağıtır.
• Bu iş bölümü sayesinde yorulmak nedir bilmeden saatlerce tıkır tıkır yazı yazılabilir.
• F klavyeyi 10 parmak yazan bir Türk’le, Q klavyeyi 10 parmak yazan Amerikalılara aynı İngilizce metin veriliyor.
• Amerikalılar dakikada 32–35 kelime; Türk 72 kelime yazıyor!
• HP Türkiye Genel Müdürü Şahin Tulga, SAP Teknoloji Günleri 2003′te Amerika’da aldığı eğitim sürecinden bahsederek düşünme eyleminin daima anadilde yapıldığını, bunun yaratıcılık ve özgüveni tetikleyeceğini, Türkçe için özel olarak geliştirilmiş F klavyenin de bu ana çıkış noktası nedeniyle özellikle kullanılması gerektiğini savunmuştur.

SONUÇ
• Verimlilik açısından bir İngiliz için Q klavye ne kadar kötüyse bir Türk için Q Türkçe klavye ondan daha da beterdir.
• Ve zamanında tüm dünyada gıpta ile bakılan , uluslararası başarısına rağmen, halkımızın bilinçlendirilmemesi nedeniyle bugün gençler arasında çağdışı bir klavye standardı olarak biliniyor.
• Türk dilinin özelliklerine göre on parmakla-bakmadan klâvye kullanma yöntemi için çok verimli bir Standart Türk Klâvyesi 1955 yılından beri resmen varolduğu halde,
• İngilizce dahil hiçbir dil için uygun olmayan ve 130 yıl önce on parmak yönteminin bilinmediği bir dönemde belirlenen ve Türkçe’deki binlerce sözcüğün yazılmasını zorlaştıran Q klâvyeyi modern bir klavye standardı zanneden,
• Ve bu uyduruk klavyeye eklenen, Türkçe’ye has 7 harfin, en kullanışsız yerlere bilinçsizce yerleştirilmesiyle oluşturulmuş klâvyeyi de Q Türkçe standardı olarak kabullenen kullanıcıların bu hususta bilinçsiz oluşları,
• Türkçe yazım konusunda verimliliği en az 10/1 oranında düşürmektedir.

ÇÖZÜM VAR MI?
• Şu anda tüm dünyada milyonlarca bilgisayar kullanıcısı Q klavye kullanıyor.
• İngilizce konuşan ülkelerde dahi verimliliği büyük oranda düşürdüğü kesin olarak kanıtlanmış olan ve bilim çevrelerinde eleştirilen Q klavye standardını değiştirmek maalesef imkansız görünüyor.
• Bu kadar yaygınlık kazanmış bir Dünya standardını değiştirmek hiçbir firmanın ve uluslararası kuruluşun göze alamayacağı bir maliyete ve piyasa pazar payı riskine denk düşüyor.
• Üstelik artık klavye kullanımı yakın zamanda tarihe karışacak gibi görünüyor.

GELECEK
• Artık 21.Yüzyılın iletişim sistemi ses tanıma ve el yazısı tanıma teknolojisi üzerine geliştiriliyor.
• Microsoft’un önümüzdeki yıllarda piyasaya çıkacak işletim sistemlerinde bu teknolojileri etkin şekilde kullanmaya başlayacağı biliniyor.
• Yani klavye savaşları artık her geçen gün anlamını yitiriyor.
• Klavye öyle hemen ortadan kalkmayacak, belki dinazor olarak tabir edilen 1,44MB disket sürücüler gibi uzun yıllar masaüstümüzde yerini koruyacak.
• Ama artık konusundaki başarısızlıktan ders alarak yeni teknolojiler için yatırım yapmak gerekiyor.

NE YAPMALIYIZ ?
• Bu teknolojiler henüz yaygın kullanıma sahip olmasada teknoloji şirketlerinin uzun zamandır en çok ARGE yatırımı yaptıkları konular olduğu biliniyor.
• Ve artık önümüzdeki 5 yıl içerisinde bilgisayarlarımızı sesli komutlarla idare edebileceğiz ve mektuplarımızı dijital kağıtlara el yazısı ile yazmaya başlayacağız.
• Dünyanın dijital bir küreye dönüşmeye başladığı 21.yüzyılda en başta TDK olmak üzere Türkiye’deki üniversiteler ve TÜBİTAK gibi kuruluşlar hiç vakit kaybetmeden başta ses tanıma ve el yazısı tanıma gibi teknolojilere Türkçe’nin de entegre edilmesi için yatırım ve çalışmalara başlamalı Türkçe’yi yurt dışındaki geliştirme labaratuvarlarının eline bırakmamalıdır.
• Microsoft Türkiye gibi önemli uluslararası bağlantıları olan kuruluşlar ve ithalatçı firmalar yeni teknoloji yazılım ve donanımlarda Türkçe’nin nasıl destekleneceği ile ilgili ortak bir çalışma grubu oluşturarak öneriden ziyade geliştirme aşamasında aktif rol oynayarak teknoloji ve insan gücü desteği sunmalıdır.
• Bizler de;
• Artık çok geç olsa da F klavyeye çağdışı bir nesneymiş gibi bakmaktan kurtulup, gurur duyulacak bir başarı olduğunu bilmekle işe başlayabiliriz.
• Ve;
• Bir 10 yıl sonra evimize aldığımız bilgisayarla iletişim kurmak için İngilizce kullanmaya mecbur kalmamak için,
• Şimdiki çocuklarımızın Türkçe’nin yok sayıldığı bir teknoloji ile yetişmesine göz yummamak için,
• Kısaca bilgisayar dediğimiz akıllı veri işleme sistemlerinin artık otomobilden beyaz eşyaya her alanda yoğun olarak kullanılacağı yakın gelecekte,
• Yeni tanışacağımız teknolojilerde ve kullandığımız tüm programlarda Türkçe desteği konusunda ısrarlı ve yön verici tavır takınmalıyız.

Dizüstü »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Cep telefonlarında olduğu gibi Laptop’larda da özelliklerden çok görünüm ön plana çıkmaya başladı. Estetik ve görsel açıdan zengin olan ürünler çok daha çabuk satılıyor. Bunu dikkate alan LG firması Ultra ince laptop’unu piyasaya çıkarmaya hazırlanıyor.

Türkiye’de de epey talep olacağını tahmin ediyoruz. Şık tasarımı özellikle bayanların ilgisini çekecektir. Ultra ince olması taşınabilirliği epey arttırıyor. Normal tüm laptop özelliklerinede sahip olması tercih edilme olasılığını oldukça arttırıyor. Devamı»

Dizüstü »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Panasonic, işleri gereği doğa ile fazla haşır neşir olan kullanıcılara yönelik hazırladığı aşırı dayanıklı formdaki yeni tablet bilgisayarını satışa sunmaya hazırlanıyor. Konu başlığından da anlayabileceğiniz gibi bu tablet bilgisayar fiziksel darbelere karşı, suya karşı, toza karşı diğer tabletlere oranla çok daha dayanıklı. 2 metreden düştüğünde bile en ufak bir hasar almadığı belirtiliyor.

Panasonicten aşırı dayanıklı formda yeni bir tablet: Toughbook H1 Field Panasonic H1 Field

İsmi ile müsemma ‘Tough’book serisi altında konumlandırılan ve arazi kullanımına yönelik H1 ‘Field’ olarak isimlendirilen modelin teknik detaylarına göz atalım:

  • 1.86GHz’lık Intel Z540 Atom işlemci
  • 10.4-inç’lik, 1024 x 768 piksel çözünürlüğünde çoklu dokunmatik ekran (500nit parlaklık seviyesi)
  • 2GB bellek
  • 64GB SSD
  • GMA500 dahili grafik
  • Wi-Fi,  Bluetooth 2.1, USB, seçime bağlı WWAN geniş-bant bağlantısı
  • Windows XP veya 7 işletim sistemi

Panasonicten aşırı dayanıklı formda yeni bir tablet: Toughbook H1 Field Panasonic H1 Field 2

Magnezyum alaşımlı olarak tasarlanan ve polikarbon ile güçlendirilen H1 Field’in kasası bu sayede cihazı klasik dizüstülere kıyasla toza, suya vb. daha fazla dayanıklı yapmasının yanısıra sahip olduğu MIL-STD-810G sertifikası da 2 metreye kadar olan düşüşlerde de zarar görmeyeceğini kanıtlıyor. Her mevsimde (yani her türlü hava koşulunda) kullanılabilir anlamına gelen IP65 sertifikasına da sahip olan modelin diğer göze çarpan dahili nitelikleri arasında GPS alıcısı, 2 boyutlu barkod okuyucu, 2MP’lik çift LED flaşlı kamera ve RFID okuyucusu gibi özellikler yer alıyor.

Önümüzdeki ay içerisinde satıla sunulması beklenen modelin fiyat etiketi ise 3,379 Dolar olarak belirlenmiş durumda.

Donanım »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Dünya’daki lider işlemci firmaları AMD ve İntel. Bu iki firma arasındaki rekabet son kullanıcıların yararına olmuştur. Öyleki son zamanlarda fiyat / performans oranında AMD bir adım önde diyebiliriz. Özellikle Overclock ( hız aşırtma ) potansiyeli yüksek işlemcileri ucuza satması, AMD’yi kullanıcıların gözünde büyütüyor.

AMD geçtiğimiz yıl 4 çekirdekli işlemcileri çıkarmıştı. İşi abartıp 4 çekirdekli işlemcilerden performansı düşük olanların bir çekirdeğini modifiye ile kapatıp 3 çekirdekli diye satmışlardı. Tabi bu kapatılan çekirden ufak bir işlem ile açılabiliyordu. Böylece kullanıcılar 3 çekirdekli işlemci fiyatına 4 çekirdekli işlemciye sahip oluyorlardı. Hatta stok yetişmediği için performansı yüksek 4 çekirdekli işlemcilerin modfiye ile 3 çekirdekli hale getirildiğine bile şahit olmuştuk. Buda AMD ‘ye epey prestij kazandırmıştı.

AMD bu yıl 6 çekirdekli işlemcileri çıkaracağını duyurmuştu. Bu yeni 6 çekirdekli işlemciler Thuban yongasıyla piyasaya çıkacak. Performansı düşük 6 çekirdekli işlemciler de Zosma adıyla piyasaya çıkacağını öğrendik. Phenom II X6 işlemciler mayıs ayı içerisinde piyasaya çıkacak.

Bu Zosma’lardan ilki belli oldu. Phenom II X4 960T adıyla satışa çıkacak olan 4 çekirdekli işlemci T harfiyle Thuban serisinden olduğunu belli ediyor. 4 çekirdekli olması fiyatının daha ekonomik olacağını gösteriyor. Bu 4 çekirdekli işlemciler ufak bir modifiye ile 6 çekirdeğe çıkabilecek. Tabi 6 çekirdeğinde sorunsuz çalışabilmesi için büyük şans gerekli. Ayrıca uygun bir anakart şansınızı arttırabilir.

Phenom II X4 960T, AM3 soket yapısında gelecek olan işlemci 6MB L3 önbellek ve DDR3 1333 desteği sunacak. TDP’si ise 95W.