Anasayfa » Arşiv

Bilgisayar Kategorisindeki Yazılar

Donanım »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

AMD, yeni nesil dizüstü işlemcilerini Fusion adıyla çıkaracağını duyurmuştu. Aynı sınıftaki İntele Atom işlemcilerden çok daha hızlı olacağını iddia eden AMD resmi olarak Fusion işlemcilerini pazara sürdü.

AMD, Fusion yongalarının ilk neslindeki ilk ürünlerini resmen duyurdu. Aynı silikon üzerinde grafik işlemci ve merkezi işlemciyi bir araya getiren ve AMD’nin CPU yerine APU (Accelerated Processing Unit) adını verdiği ürünlerden beklentiler epey büyük.

2011 yılı içerisinde, uzun süredir üzerinde çalıştığı Fusion projesine ait modeller birer birer piyasaya sürülecek. Bu sebeple AMD için 2011 çok büyük önem taşıyor.

Brazos adı verilen platform içerisinde yer alacak olan ilk modeller düşük güç tüketen Ontario ve Zacate adlı işlemcilerden oluşuyor.

Taşınabilir cihazlarda kullanılmak için tasarlanan bu işlemcilerden Zacate 18 Watt güç harcarken, Ontario ise sadece 9 Watt güç gereksinimi duyuyor.

Donanım »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Dikkatinizi çekmiştir, son birkaç senedir müthiş bir altın uçlu konnektör sevdası var bilişim dünyasında. Her kim ki yeni bir konsol, LCD TV, monitör vs. satın alsa hemen altın uçlu veri kablosu arayışına giriyor. Çoğunuz görmüşsünüzdür, altın uçlu veri kablolarının performansa etkisi birçok forumda ciddi şekilde tartışılıyor. Dilerseniz bu yazımızda tüm bu tartışmalardan sıyrılıp, furyasının neden başını alıp gittiğini ve getirilerini biraz da teknik kanattan yaklaşarak değerlendirelim.

Bilişim dünyasıyla az çok ilgili olan herkes son dönemlerde SCART, HDMI ve Ethernet (örnekler çoğaltılabilir) gibi birçok veri kablosunun altın kaplama konnektörlerle sonlandırılmış formlarının satıldıklarına dikkat etmişlerdir. Hatta ve hatta; şu günlerde altın (kaplama) ucu olmayan HDMI kablo edinmek oldukça güç. Bu trendin oluşmasında, altının elektriksel iletimde sağladığı bazı avantajların etkisi bulunuyor. Bir teknomarkete gidip herhangi bir HDMI kablonun teknik detaylarına göz gezdirdiğinizde, çeşitli işaret gürültü oranlarının (Signal to Noise Ratio, SNR) yazdığını (genellikle dB cinsinden) görürsünüz. Bu bilginin anlamı verinin kablo boyunca ne kadarlık bozucu etkiye (gürültü) maruz kaldığıdır. Bu noktada gürültüye bir parantez açalım:

Kablonun girişine A gücünde bir işaretin (sinyalin) geldiğini varsayalım. Kablo gelen işaretin frekansına ve pek tabii ki iletim hattında kullanılan iletkenin cinsine bağlı olarak bu işarette bir miktar bozulmaya sebep olur. İşte bu bozulma etkisi (işaretle toplamsal olarak -artı veya eksi olabilir) gürültüdür. B gücündeki gürültünün iletim hattı boyunca işarete etki ettiği varsayımı altında veri kablomuzun sonunda A+B veya A-B gibi bir işaret alınır. İşte işaret gürültü oranı da (namıdiğer SNR) logaritma 10 tabanında A’nın B’ye oranıdır ki basit bir mantıkla bu değer ne kadar yüksek olursa hattın o denli kaliteli olduğu sonuca varılabilir. Günümüzde kişsel kullanıma yönelik çoğu kablolu iletim hattında bu değer 110 dB dolaylarındadır.

Altın uçlu konnektörler neden tercih edilir? H1406B 550x412

İşaret-Gürültü oranına bu kadar değinmek şimdilik yeterli, ilerleyen günlerde bu terimi açıklayan bir yazıyla karşınıza çıkacağız. Altın uçlu konektörün esprisi işte tam da bu noktada, yani iletim hattının sonunda ortaya çıkıyor. Genel olarak bilinenin aksine bakır, altından daha iyi bir iletkendir. Yani, kablolarda bakırın tercih edilmesi yalnızca ucuz olduğu için değil, kullanılabilir en iyi iletkenlerden biri olmasındandır (İletkenlik: bakır – 5.69*10^7, altın – 4.52*10^7, gümüş – 6.3*10^7). Buna karşın bakırın elektromanyetik direnci düşüktür ki, bu iletim ortamı içinde bir sorun teşkil etmezken sonlandırmada problemdir. Şöyle ki iletim ortamı boyunca, kablo üzerinden akan elektriksel işaretler kablonun üzerindeki koruyucu tabaka yardımıyla (shield) elektromanyetik (EM) bozucu etkilerden korunur. Buna karşın, hat sonlandırılırken böyle bir durumun sağlanması söz konusu değildir ve EM girişimin işaret kalitesini bozacağı düşünülürse, iletim başarımını arttırmak için birtakım önlemlerin alınması söz konusu olabilir. Altın elementi de tam bu noktada devreye giriyor. Altının EM direnci bakıra göre daha yüksek iken, iletkenlik kaybı ise düşük düzeylerdedir. Yani işin özü, bağlantı kablolarının altın ile kaplanması hattaki işaretleşmenin güvenilirliğini arttırıyor.

Altının sağladığı diğer bir avantaj ise, oldukça pasif bir element olması sebebiyle (özellikle bakıra göre) paslanmaya karşı dayanıklı olması. Korozyon (pas) demek iletkenliğin ciddi düzeylerde düşmesi demek ki bunun da yukarıda bahsetmiş olduğumuz SNR’ı, dolayısıyla da iletim performansını düşüreceği söylenebilir. Özetle altın kaplama, hem kısa vadede (EM direnç) hem de uzun vadede (korozyon) iletişim başarımına katkı sağlamaktadır.

Altın uçlu konnektörler neden tercih edilir? goldplatediphone

Altın kaplama terimini de biraz daha açalım bu noktada. Söz konusu kabloların konektörleri altından değildir, yalnızca altından ince bir plaka ile kaplanmıştır -buradan hareketle temel amacın korozyona önlem almak olduğu öngörülebilir aslında.

Biraz da kullanıcı deneyimlerinden ve kablo alırken nelerde dikkat etmeliyiz, bunlara değinelim. Temel olarak ilk dikkat etmemiz gereken kablonun altın uçlu olmasından öte, kabloda kullanılan bakırın kalitesidir. Metallerde iletim frekansı arttıkça iletkenlik düşmektedir (skin effect – gövdeleme) ve bu düşüş  iletkenlik ile ters orantılıdır. Özetle iletim frekansı yükseldikçe bakır ile altın arasındaki iletkenlik farkı azalmaktadır (birisi HDMI mı dedi yoksa? :)). Tabi ki bilim insanları boş durmuyorlar ve bu bozucu etkilerden kurtulmaya çalışıyorlar. Yeni nesil sistemlerde iletim hızları saniyede Gbit’ler mertebesinde (HDMI 1.3: 340 MHZ – 10.2 Gbit/s) ki gövdeleme etkisinin iletişimde darboğaza neden olması söz konusu. Uzun lafın kısası, çeşitli metaller iletim hattına katmanlanarak bu etki de mümkün mertebe bertaraf edilmeye çalışılıyor (nikel – bakır). Sizin yalnızca dikkat etmeniz gereken nokta, satın almak istediğiniz kablonun işaret – gürültü oranına bakmak. Bu değerin 110 dB dolaylarında olması satın alacağınız kablonun kaliteli olduğuna işaret etmektedir. Daha sonrasında ise kablonun altın uçlu olmasına bakabilirsiniz. Bu sebeple; veri kablosu alırken, güvenilir teknik detayları olan bilindik markalara yönelmeniz faydalı olacaktır.

Altın uçlu konnektörler neden tercih edilir? tv wall bracket 3236 550x550

Bu noktada kablo seçiminin önemini vurgulayacak iki deneyimimi aktarmak istiyorum size: İlk aktarmak istediğim LCD TV’de SCART kablo performansı üzerine izlenimlerim. 46″ LCD TV ile bir müddet Digiturk yayınlarını takip etme şansım oldu. Yayın paketim SD içeriğe sahip olduğu için uydu alıcıyı TV’ye SCART üzerinden bağlamak durumundaydım. Digiturk’ten edindiğim kablo ile elde ettiğim görüntüden memnun kalmadım açıkçası. Çok fazla karıncalanma (piksel hatası) vardı görüntüde -özellikle yayındaki sabit bileşenler (DC) üzerinde, logo vs.. Almış olduğum kaliteli altın uçlu bir SCART ile yaptığım denemelerde ise görüntüde kaydadeğer düzeyde iyileşme olduğunu gözlemledim. Bu değişim kablonun altın uçlu olmasından öte yukarıda bahsetmiş olduğum kablo üzerindeki kayıpların düşük olmasından kaynaklanıyordu bana kalırsa. İkinci olarak ise aynı PC’ye bağlamış olduğum PS3 üzerinden almış olduğum görüntüden bahsetmek istiyorum. Benzer gözlemleri HDMI ile yaptığımda ise görüntüdeki farklılaşmanın kaydadeğer düzeyde olmadığını gördüm. Yani HDMI’da altın uçlu kablonun etkisini pek gözlemleyemedim. Belki kullandığım standart kablo da yeterince kaliteliydi; ama bu sonuçları temel olarak bazı teorilere bağlamak mümkün:

  • En temel sebep; analog – sayısal iletişim arasındaki kalite farkı. Şöyle ki sayısal iletim teknikleri daha fazla iletim bandgenişliğine ihtiyaç duymalarına karşın, gürültüye karşı daha dayanıklıdırlar (Bu konuyu ilerleyen zamanlarda daha detaylı olarak irdeleyebiliriz). Başka bir deyişle analog sinyalde, sinyalle gürültüyü birlikte, ses ve/veya görüntü olarak alırken sayısal iletimde bozulan bir bit, bozulan bir bitten ibaret. :)  SCART, VGA’nın analog; DVI ve HDMI’ın sayısal olduğunu göz önüne alırsak yukarıda sözünü ettiğimiz sonucun oluşması şaşırtıcı değil.
  • SCART üzerinden aktarılan görüntü çözünürlüğü düşük ve TV bu görüntüyü ekrana vermeden önce yukarı ölçekliyor (upscaling). Bu da demek oluyor ki iletişimde oluşan rastlantısal bir gürültü, rastlantısal birçok gürültüye dönüşüyor ekranda. Veri akış hızının, çözünürlüğün düşük olması gibi sebeplerle de bu hatalar belirginleşiyor -logolar etrafındaki pikseller sabit olmalıyken kırmızı, mavi dans ediyorlardı :). Yayın üzerindeki DC (yayın boyunca değişmeyen) bileşenlerde bu etki net olarak gözlenebiliyor. Kaliteli SCART ile bu sorunlar tamamiyle ortadan kalkmasa da belirgin oranda azaldı. Söz konusu etki HDMI’da düşük çünkü HDMI’dan iletilen veri 720p veya 1080p ile aktarılıyor, ayrıca veri hızı da yüksek. Oluşan rastlantısal bir hata bizim gözlerimizin seçeceği kadar belirgin olmuyor.
  • Ötesinde HDMI, SCART’a göre genç ve dinamik bir standart, yani teknolojik üstünlükleri çok fazla. Varış noktasında hata düzeltme (FEC – forward error correction) gibi meziyetleri bulunuyor, yani rastlantısal hataların oluşma ihtimali daha da azalıyor. Yukarıda bahsettiğimiz sayısal-analog iletişim ayırımını da buraya bağlayabiliriz.

Özetle standart çözünürlükte gözlemlediğim farkı, yüksek çözünürlükte betimleyemediğimi söyleyebilirim. İletim ortamı kaliteli veri çıkışı alabilmeniz için muhakkak önemli ; ama kablo değiştirmenin sizi basamak atlatacağını, kaynak kalitesini arttırmanın ise katlar tırmandıracağını göz önünde bulundurun :). Creative Fatalty Ses kartınız, Logitech z5500 ses sisteminiz varsa ve siz 64 kbps mp3 dinliyorsanız hangi optik kabloyu kullanırsanız kullanın ses kalitesinde büyük değişimler beklemeyin.

Altın uçlu konnektörler neden tercih edilir? ps3 vs xbox360

Sonuç

Evet gelelim sonuç kısmına… Yazı içerisinde aklı karışanlar muhakkak olmuştur, ama bu noktada yazıyı sonuca bağlayarak tüm karışıklıkları sona erdireceğiz :). Uzun lafın kısası; hem performansa etkisini hem de psikolojik etkenleri göz önünde bulundurarak ( kalitelidir mantığı :)) altın uçlu, kaliteli kabloları tercih ediniz. Ötesinde elinizde halihazırda kaliteli kablo varsa altın uçlu olmasa da gönül rahatlığıyla yola devam edebilirsiniz. Çoğumuzda ürüne bir çuval para verdik, üç kuruşluk kablodan kısmanın mantıksız olduğu düşüncesi var; ama ne bulacağınızı bilin ki sonra kablo parasına yanmayın :). Dediğim üzere; HD yayınlarda bu etki pek belirgin değil, SD yayınlarda ise kısmen rahatsız edici olabiliyor. Siz siz olun öncelikle yayını aldığınız kaynağın ve de verdiğiniz çıkışın kalitesini mümkün mertebe yüksek tutun (ses kartı – ses sistemi, tv yayını – lcd tv, ekran kartı – monitör, …). Sonrasına ise imkanlarınız dahilinde kaliteli bir kablo satın alma yoluna gidiniz. İletim ortamı arada bir basamaktır ve hedef size darboğaz yaşatmaması olmalıdır. Hiçbir zaman bir kablodan mucizeler yaratmasını beklemeyiniz ki hayal kırıklığı yaşamayasınız…

  • Analog değil, sayısal iletim yapan portlardan veri çıkışı almaya çalışın. Mesela ses için optik; görüntü için HDMI, DVI gibi standartlar öncelikli tercihiniz olsun.
  • Kaliteli iletim hatları kullanın. Satın alırken teknik detaylarda belirtilen işaret-gürültü oranının yüksek olmasına dikkat edin (SNR => 110 dB).
  • Bir önceki maddede gördüğünü kriteri sağladıktan daha sonrasında mümkünse altın uçlu olanları kullanın. Kaliteli olduğu bilinen ama ucu altın kaplama olmayan bir kablo, ne olduğunu bilmediğiniz ya da kalitesiz ama “altın kaplama uç” özelliğini öne çıkaran bir diğer kablodan daha iyi olabilir.
  • Güvenilir ürünleri tercih etmeye dikkat edin. Unutmayın ki güvenilir olmayan bir ürünün konektörü sarıya boyanmış bir metal olabilir, teknik detaylarında belirtilen değerler (özellikle SNR) yanıltıcı olabilir.
  • Mümkünse kaynak kalitesini yükseltiniz.

Donanım, Teknoloji »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Şimdiye kadar gördüklerinizin “elma”nın çekirdeğiydi
Siz de bir Apple bağımlısıysanız, şimdiye kadar gördüklerinizin ‘Elma’nın çekirdeği olduğunu söyleyebiliriz. Bilgisayarın icadından sonra, teknolojiye bambaşka bir yön veren tüm icatlar aynı 10 yıla ve aynı markaya ait. Apple’ın yarattığı “I” (Ben) gezegeninde artık telefonlar, bilgisayarlar sadece kendi zevkimize uygun çalışıyor. Bir dokunuşla kalabalıktan kopup, sanal aleme dalabiliyor, dünyanın istediğimiz noktasındaki kişilerle, istediğimiz şekilde ve en önemlisi ekonomik şekilde ulaşabiliyoruz.

Peki hepimizi birer elma kurduna dönüştüren Apple önümüzdeki 10 yıl için neler planlıyor?
Mac/Life dergisinin editörleri 2020 yılına kadar piyasaya çıkması planlanan ve altyapısı hazır yeni ürünlerini açıkladı. Şimdiden heyecanlanmaya başlamak serbest!

2012 İlk Apple televizyonu

İster iPhone 4′ün 3.5 inçlik ekranı olsun, ister 27 inçlik sinema ekranı… Apple, kristal gibi net görüntü kalitesiyle ünlü. Buna rağmen bugüne kadar bir televizyon üretmediler. Çünkü Apple oturma odalarımıza girecekse, bunu hem internetimizi hem oyunlarımızı hem sinema keyfimizi kontrol edebilecek güce sahip olmak için istiyordu. AppleVision bunların hepsini yapacak ve televizyon sadece özelliklerinden en basiti olarak kendini gösterecek. Bir Bluetooth klavyeyle AppleVision’ınız dev bir iPad’e dönüşecek. Çocuklarınız okuldan dönünce sesli yönlendirmeyle ebeveyn kontrolünü aktive edeceksiniz. Elinizin havada yapacağı bir jestle kanal değiştirebileceksiniz. O günleri görmek için sadece 1 yıl bekleyin!

Dahili Bluetooth ve Wi-Max sayesinde AppleVision’ınızı iPhone ya da iPad’inizle senkronize edebileceksiniz, hem de korkunç kabloların hiçbirine ihtiyaç duymadan.

iphone

2013 Üç boyutlu iPad

3D hastalığına bir kere yakalandık, Avatar sağolsun, dünyaya bu virüsü bulaştırdı. Artık 3D olmayanla işimiz olmaz. Apple’ın da bu üç boyutlu gerçeği görmezden gelmesi mümkün değil. Ama Apple, o ilk hevese kapılıp çalakalem iş yapmaktansa; yine en iyisini yapmak için beklemeyi tercih ediyor. 2013′te piyasaya çıkacak iPad 3D, görüntü olarak şimdikinden çok farklı olmayacak fakat, eklenecek ekran özellikleri ile basit bir gözlüğe ihtiyaç duymadan 3D alemine dalabileceksiniz. Şaşırmayın, 2011 başında Nintendo’nun çıkaracağı yeni oyun konsolları da artık gözlük gerektirmeden 3D sunacak. Yeni iPad’in en önemli özleliklerinden biri, kendi ayarlayacağınız güvenlik ayarları ile, parmak izinizi tanıyacak olması. Artık parmağınızı hareket ettirerek iPad’in kilidini açmayacaksınız, ekranın her noktası biyometrik duyarlılığa sahip olacak, isterseniz etrafındaki siyah çerçeve de kalkacak böylece daha büyük bir görüş yaratılacak.

3D’den en iyi şekilde zevk alabilmemiz için, iPad’in desktop’unda yeni uygulamalar yer alacak.

ipad

2015 Yeşil Macbook

Elektrik üreten bir klavye. Kablolara gerek yok, Nike ayakkabılarınızla koşmanız, Macbook’unuzu şarj edebiliyor. Bu Macbook, hibrid arabaların şık çantalara sığabilen versiyonu gibi. Alıştığımız Macbookların aksine, Eco siyah. Ama bu sadece bir imaj değişimi değil. Bu solar-boya ile kaplı bir Macbook. Güneş enerjisini boyasındaki inanılmaz teknoloji sayesinde kendi yararına kullanabiliyor (Böyle bir boya hayal değil, halihazırda farklı endüstrilerde kullanılıyor). Fakat Eco’nun kullanacağı sıradışı enerji sadece güneş enerjisi değil. Şu anda iPod ile uyumlu Nike Piezo ayakkabıların kinetik gücünü Macbook da paylaşacak. Piezoelektrik tabanlı klavye de elektrik üreteceği için yazdıkça yazacak, yazdıkça şarjınız biteceğine dolacak.

Piezoelektrik sistemi yani “adım gücü” şu anda Tokyo’da Shibuya metro istasyonunda kullanılıyor. İstasyonun tabanı, her gün oradan geçen binlerce kişinin adımlarından enerjiyi topluyor

apple

2017 Hem telefon hem de laptop

Bir cebinizde iPod, bir cebinizde iPhone, çantanızda iPad ve hatta belki Macbook ile yürüyen bir Apple Store tadında dolaştınız günler artık sona ermek üzere. iScroll, sevdiğimiz tüm Aplle ürünlerini tek cihazda topluyor. Onunla da kalmıyor, teknolojiyi rulo halinde sunuyor. iScroll’la ilk tanıştığınızda, nostaljk bir duygu yaşayacak, ilk iPhone’unuzu hatırlayacaksınız. Ama sağ köşesinden tutup çekince bambaşka bir cihazla karşıkarşıya olduğunuzu göreceksiniz. Katlanabilir organik, dokunmatik ekranınız karşınızda! Voila! Sony ve Samsung da yıllardır bu teknoloji için uğraşıyor ama çok pahallı olduğu için piyasaya sürülmesi biraz zaman alacak. Şimdilik katlanabilir ekranlar var ama dokunmatik değiller. Apple’ın bunu da yapacağını umuyoruz. iScroll size istediğiniz tüm eğlenceyi verecek ve laptop özlemi de çekmeyeceksiniz çünkü bir tuşa dokunduğunuzda iScroll’unuz klavye ve ekran görünümünü alacak. MobileMe3 sayesinde tüm bilgileriniz de dünyanın her yerinde elinizin altında olacak. Geriye sadece cep telefonu hattınızın daha ucuz hizmet vermesini beklemek kalıyor!
iScroll vaadini gördükten sonra iPad bile fazlaca hantal ve ağır göründü gözümüze!

Donanım »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

AMD, Radeon HD5000 serisi ile büyük bir atılım yapmış ve Directx 11′de Nvidia’yı epey geride bırakmıştı. HD5000 serisinden sonra yeni nesil teknoloji ile üretilecek olan HD6000 serisini duyurmuştu. En nihayetinde en performanslı kartlarından birisi olan ′in teknik detaylarını yayımladı.

İşte AMD HD6970′in teknik detayları:

  • 40nm’lik Cayman XT GPU’su
  • 1536 adet Stream İşlemcisi (daha az zar alanında daha yüksek verimlilik sağlamak sureti ile, bu işlemcilerin çalışma verimliliğini arttıracak olan 4D ALU tasarımı)
  • 256-bit bellek arayüzü
  • 2GB’lık GDDR5 formunda bellek
  • 880MHz GPU hızı; 5.5Gbps bellek hızı (GDDR5 bellek kullanıldığına göre hesaplarımıza göre bu 1375MHz’a karşılık geliyor)
  • 96 adet doku ünitesi, 32 adet ROP birimi , 24 SIMD ve 128 Z/Stencil
  • IEEE754-SP standardı altında 2.7 TeraFlops’luk; IEEE754-DP standardında 675 GigaFlops’luk işlem gücü

AMD, bir tane 6 ve bir tane de 8-iğneli güç bağlantısına sahip olan modelin TDP değerlerini ise şöyle sınıflandırıyor:

  • Azami: 250W
  • Oyun esnasında yük altı: 190W
  • Atıl konumda: 20W

Dizüstü »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Apple tarafından üretilen İpad türünün ilk örneği olduğu için oldukça popüler olmuştu. İpad satışlarından oldukça memnun olan asıl üretici Foxconn, İpad’i dahada geliştireceğini ve yakın zamanda İpad 2 ‘nin çıkacağını söylemişti.

Foxconn’a yakın kaynaklardan gelen bilgilere göre ′yi Şubat ayı sonunda satışa sunacak. Konuyla ilgili yapılan açıklamada Foxconn’un iPad 2′nin hacimli üretimine yine aynı aralıkta başlayacağı söylenirken, ilk partinin 400,000 ila 600,000 adet arasında olacağı belirtiliyor.

Bir diğer olasılık da Apple’ın hem mevcut iPad stoklarını eritmesi hem de iPad 2′nin satışa sunulması ertesinde ilerleyen haftalarda olası stok sorunları ile karşılaşmamak için dağıtıma 2. çeyreğin hemen başı yani Nisan ayı itibarı ile başlaması.

Yine Digitimes kaynaklı duyumlara göre, iPad 2 ile birlikte Apple’ın kafasındaki yenilikler şunlar olacak:

  • FaceTime; yani video görüşme desteği
  • Daha iyi taşınabilirlik (boyutu mu ufalacak, daha mı incelecek yahut başka birşey mi henüz tam olarak kesinleşmiş değil bu nokta)
  • USB yuvası
  • Yeni ekran teknolojisi (iPhone 4′te kullanılan Retina ekran olsa gerek)
  • 3 yönlü jiroskop (yeni daha gelişkin bir oyun deneyimi)

Tüm bunların haricinde yeni iPad’in küresel şebeke desteği sunması da beklentiler arasında.