Oyun Kategorisindeki Yazılar
Oyun »
Bilgisayarların hızla yaygınlaşmasıyla çocukların oyun alışkanlıklarıda büyük oranda değişti. Önceden sokakta top oynayan çocuklar artık bilgisayar başında maç yapıyor. Görsel olarak daha tatmin edici olduğu için bilgisayar oyunlarına olan ilgide giderek artıyor.
Neredeyse 2-3 yaşında çocuklar bile internetten oyunlar oynuyor. Okuma yazma bilmedikleri halde klavye tuşlarına basarak oyun sayfalarını açıyor, oradaki resimlere tıklayarakta oyunları oynuyorlar.
Anne, babalar çocukların bu kadar oyun oynamasına genelde kızarlar. Halbuki doğru oyunlar çocukların zeka gelişimine çok büyük yarar sağlamaktadır. 2-3 yaşında okuma bilmeyen bir çocuğun bile bilgisayarda oyun oynayabilmesi zeka gelişimine bir örnektir aslında.
Bu anlamda internet sitelerine büyük iş düşüyor. Site içeriğinde bulunan çocuk oyunları sadece çocuk denecek yaştaki çocuklara hitap etmelidir. Uygunsuz oyunlar çocukların zekasını olumsuz etkileyebiliyor.
Kız çocukları genelde bebek oyunları oynar. Bebekleri giydirir, resim yapar, yemek pişirler. Bunlar her ne kadar çok basit oyunlar gibi görünsede çocukların zihinsel gelişimlerine etkileri oldukça fazladır.
Yararlı dedik diye çocukların sabahtan akşama oyun oynamasına da izin verilmemelidir. 10 – 14 yaş arası çocuklar son zamanlarda metin 2 gibi online oyunlara bağımlı olmaktadır. Bu tür bağımlılık yapan oyunlara kesinlikle izin verilmemelidir. Hergün bir kaç saat oyun oynamak yeterli olacaktır.
Oyun »
Crytek firması Crysis ile oyun dünyasında yeni bir çığır açmıştı. Grafiksel açıdan donanımları en çok zorlayan ve kaliteli grafiklere sahip olan Crysis oyunundan sonra Crysis 2 rüzgarı esmeye başlamıştı.
Crysis 2 ‘nin çıkış tarihinin ertelenmesine hepimiz üzülmüştük. Daha önce ekimde çıkacak denilen oyun Mart 2011′e ertelendi. Eğer başka bir erteleme olmaz ise Mart 2011‘de oyunu satın alabileceğiz.
Crysis 2 nin tanıtım videolarını, resimlerini gördük. En son olarak 5 dakikalık beta sürümü videosu yayımlandı. Aşağıdan bu videoya bakabilirsiniz.
Oyun »
2009’un Mart ayında satışa sunulan Tom Clancy’s H.A.W.X. oyunu, eğlenceli yapısıyla büyük ilgi görmüştü. Artemis adlı özel bir şirkete ait hava kuvvetleri ekibini yönettiğimiz oyunda, hem uçmanın keyfini alıyor hem de alternatif bir savaş senaryosunun içinde kendinize yer buluyordunuz. 1 yıldan fazla sürenin ardından H.A.W.X.’ın devamı geldi!

Ubisoft imzalı yapım, ülkemize Tiglon tarafından getiriliyor. Kısa sayılmayacak bir install ekranından sonra profil oluşturarak, Tom Clancy’s H.A.W.X. 2’deki serüvenimize başlıyoruz. Kısa bir giriş videosundan sonra yapımın basit menüsü ekrana geliyor. Options’da ayarlarımızı tamamladıktan sonra hikayeye adım atıyoruz.

Eğitim Şart
Kısa bir giriş bölümüyle oyun start alıyor. İlk yapımdakinin aksine bu kez uçağımızı yerden havalandırıyoruz. Birkaç basit görevi de yerine getirdikten sonra ekrana gelen H.A.W.X. 2 logosuyla beraber asıl görevlerimiz başlıyor. Tabii önce eğitim almamız gerek.

Training adı verilen ilk görevde, uçağı kullanmayı ve çatışmalara girmeyi ana hatlarıyla öğreniyoruz. Burada en çok problem yaratan konu kontroller. Alışana kadar düşman uçaklarını kovalamak bir hayli mesele. Hele ki türe alışık değilseniz, kısa süre sonra oyundan çıkıp bir daha açmamanız bile söz konusu olabilir.

Arcade Diye Buna Derim
Eğer simülasyon türünde uçak oyunlarıyla çokça vakit geçirdiyseniz, bilin ki Tom Clancy’s H.A.W.X. 2 onlardan biri değil. Yapım tam bir Arcade. Uçuş anında düşünmeniz gereken çok fazla bir şey yok. Uçağı havada tutmak için de çok fazla çaba sarf etmeniz gerekmiyor. Ne yaparsanız yapın, düşürmeniz bir hayli zor. Yalnızca iniş yapacağınız zaman, özellikle dikkat etmelisiniz ya da iniş yardımcısını açmalısınız. Aksi halde, piste istemediğiniz kadar yaklaşıyorsunuz ve ardından büyük bir patlama oluyor.

Dog Fight’larda kontrol zorlaşıyor zira peşinde olduğunuz bir uçak var. Siz de görüş alanınızdan kaçmaya çalışan bu rakibi alt etmeye çalışıyorsunuz. Hem onu bir süre görüş alanınızda tutmalı ve bu sayede silah sisteminin otomatik kilitlenmesini sağlamalısınız, hem de doğru anda füzelerinizi gönderip, ona hasar vermelisiniz. Maalesef tek bir atış yetmiyor ve en az birkere daha hedefinizi vurmalısınız. Düşmanın kalan gücünü, ona kilitlendiğinizde karenin çevresinde görüyorsunuz. Zorluk seviyenize bağlı olarak atışların isabet oranı ve verdiği hasar değiliyor…

Görseller Ve Sesler
Grafiksel olarak Tom Clancy’s H.A.W.X. 2, PlayStation 3’ün gücünü kullanmakta bir hayli başarısız kalıyor. Zira ne uçakların modellemeleri, ne de çevre detayları başarılı gözükmüyor. Patlama efektleri bile zayıf. Görsel olarak göze en hoş gelen kısım, ara videolar ama onlar da, günümüzün geldiği genel grafik ortalamasını çok da aşamıyor.

Seslere gelince, bu konuda da Tom Clancy’s H.A.W.X. 2’de akılda kalıcı işlerle karşılaşamıyoruz. Ne fondaki müzik gaza gelmenizi sağlıyor ne de ses efektleri, kulağa bir hayli gerçekçi geliyor. İyi bir sonuç almak için ses sitemiyle oynamanız gerekiyor fakat yine de çok başarılı işitsel öğeler beklemeyin.

Düşüyoruz
Genel olarak bakıldığında merakla beklenen Tom Clancy’s H.A.W.X. 2, maalesef düşündüğümüz uzun soluklu eğlenceyi vadedemiyor. Yaklaşık 16-17 saatlik senaryo görevleri boyunca, kendinizi tekrar ettiğinizi düşünüyorsunuz. Ayrıca yapımda sürükleyici bir kurgudan bahsetmek de zor. Birkaç bölüm oynadıktan sonra kenara bırakmanız olası. İlk oyunun parlak çıkışının yanında ikinci yapım son derece başarısız kalıyor.

Görsel ve işitsel olarak da tatmin edici ögeler sunmayan yapım, sadece uçma meraklılarına kısıtlı bir heyecan ve birkaç saatlik keyif vadediyor. Eğer bu ara oynayacak daha iyi bir yapım bulamıyorsanız, öyleyse H.A.W.X. 2 ile biraz semalarda dolaşıp, dog fight yapabilirsiniz.

Puan: 10/6.5
Kaynak: Shiftdelete
Oyun »
PES 2011 uzun bir bekleyişin ardından piyasaya çıktı. Uzun zamandır bahsedilen devrim niteliğindeki yenilikler sonunda son kullanıcıyla buluştu. Kimi Pes 2011 için çok harika derken kimisi Fifa 2011′in ardında kaldı gibi yorumlarda bulundu. Bizde sizler için bir incelem yaptık. Bakalım yeni Pes 2011 Nasıl olmuş.
Bilindiği üzere bizim için serinin yeni oyununun en önemli özelliği, dilleri arasına Türkçe’nin de girmiş olması! Konami, Türkiye’de büyük ilgi gören PES 2011′in tüm metinlerini Türkçe olarak piyasaya sürdü.

Oyun açılırken ekrana gelen ayarlara dikkat edin. Zira bazılarının geri dönüşü biraz meşakkatli. Başlangıçta futbolcu isimlerini kaldırırsanız, bir daha o ayara geri dönemiyorsunuz. Tekrar o ayara ulaşmak için My Documents (Documents – Belgelerim) klasörünüz içindeki Konami\Pro Evolution Soccer 2011\Save’in içinde Option.bin dosyasını silmeniz gerekiyor. Eğer konsolda oynuyorsanız, yine kayıtlarınızı silmeniz şart.
Copa Santander Libertadores
Yapım bizi son derece şık bir menüyle karşılıyor. Serinin eski üyeleriyle uzun zaman geçirmiş kullanıcılar için biraz karışık gibi görünebilir zira eskiden alt menülerde yer alan bazı başlıklar ana menüye taşınmış. Ayrıca yenilikler de mevcut. Bunlardan en dikkat çekici olanı, Copa Santander Libertadores (UEFA Champions League yerinde duruyor, ayrıca UEFA Europa League ve UEFA Super Cup da eklenmiş)! Güney Amerika’nın Şampiyonlar Ligi olan bu organizasyon, artık Konami’nin oyunlarında karşımıza gelecek.

Eğer canınız sıra dışı bir şeyler istiyorsa, “İlave İçerik” başlığına mutlaka göz atmalısınız. Özellikle de içeriğinde yer alan “Saç Stilleri” ve “Toplar” bölümlerinde, birbirinden ilgi çekici materyaller var. İlave İçerik başlığındaki diğer seçenekler de, yapımın içeriğinde küçük ama etkili değişiklikler yapmaya yaradığı için, oyunu oynarken kazandığını puanlarınızı burada harcayabilirsiniz.

Efsane Olun
Became a Legend bölümü, seriye birkaç yıl önce eklenen ve bir futbolcu oluşturup kariyer yapma imkanı tanıyor. Ancak önceki sezonlardan farklı olarak, özellikler belirlenirken genel hatlarıyla ne tip bir futbolcu istediğinizi seçiyorsunuz. Güçlü mü, hızlı mı, oyun kurucu mu yoksa golcü mü? İsteğe bağlı olarak her özelliği içinde barındıran bir yetenek de olmanız söz konusu ancak o zaman belirli özelliklerde ustalaşacak kadar gelişemiyorsunuz…
Klasik ayarları yaptıktan sonra kontrat imzalama aşaması ekrana geliyor. Bilindiği üzere eski PES’lerde, iki amatör takım karşı karşıya gelirdi ve siz de bu maçta görev yapardınız. Bu maçtaki başarınıza göre, liglerin en alt sıradaki ekiplerinden bazıları sizlere teklif yapardı. Bu kez gözlemci maçı yok. Direkt başlıyor ve teklifleri değerlendiriyorsunuz… Yeni takımınızda antrenman programınızı belirledikten sonra, kariyeriniz başlıyor…

Ana Lig (Mi?)
Pro Evolution Soccer 2011 Türkçeleştirilirken bazı ilginç çeviriler de ortaya çıkmış. Bunlardan biri de Master League. “Ana Lig” olarak dilimize çevrilen bu bölüm adeta baştan aşağı yenilenmiş.

Her zamanki gibi ayarları yapıp takım seçerek başlıyoruz kariyerimize. Ancak bu kez ekrana gelen Master League (Ana Lig) menüsü, geçmiş yıllardakinden çok farklı. Yapımın genel şıklığından bu bölüm de nasibini almış ama daha fazlası var. Sadece görsel olarak rötuşlanmamış, aksine menüler ve içerikleri de epey geliştirilmiş. Evvela yukarıda şeffaf bir bar bulunuyor ve üzerinde güncel haberler (Türkçe) metin olarak geçiyor. Hatta bu yazılar arasında, ünlü futbolcuların birbirini övdüğünü de okuyabiliyorsunuz.

Hiç Olmadığı Kadar Detaylı
“Başlıklar” adı verilen menüde, birebir sizi ilgilendiren içerikler yer alıyor. Özellikle kariyerinizdeki ilk haftalarda burası, adeta oyunu öğretiyor. Lig Programı‘nın hemen yanında, “Takımım” sekmesi mevcut. İçeriğinde kadro bilgilerinizden, personel değerlerine kadar birçok veri bulmanız mümkün. Bir diğer başlık da “Görüşmeler”. Transfer ile ilgili tüm gelişmeleri buradan takip ediyorsunuz. Hatta adamlarınız, transferin gerçekleşme ihtimalini de yine bu bölümde, rapor ile açıklıyor.

“Personel” ise başlı başına yeni bir seçenek. Burada genç takımınızı görebildiğiniz gibi, artık antrenör, doktor vb… personellerinizi de geliştirebiliyorsunuz. Tabii bu uygulama, yıllık olarak kasanızdan büyük meblaların çıkmasına sebep oluyor. “Antrenman” seçeneğinde ise, takımınızı nasıl çalıştırmak istediğinizi belirliyorsunuz. Onları bir hücum ya da savunma takımı gibi geliştirmek elinizde…
Daha Bitmedi
“Maddi Durum” başlığı için paranın dili diyebiliriz. Sponsor gelirleriniz, genç takımlara ya da stadyuma yapacağınız yatırımlar buradan yönetiliyor. Asıl önemlisi ise bilanço. Mevcut durumu değil ama olacak olanı ortaya koyan “Beklenen Kazançlar“, adeta kullanıcıların batmaması için tasarlanmış.

“Takım Bilgisi” ekranı, dilediğiniz takıma ve futbolculara ulaşmanızı sağlıyor. Burada istediğiniz futbolcuya transfer teklifi de yapabiliyorsunuz. “Turnuva Bilgisi” ise UEFA Champions League, Europa League ve Super Cup gibi organizasyonlar hakkında bilgi veriyor. Klasik ayar ekranlarıyla beraber yeni Master League (Ana Lig) bir hayli detaylı gözüküyor. Belki ilk anda çok seçenek var gibi görünse de, alıştıktan sonra pratik bir şekilde kullanabileceksiniz.
Sahadayız
Artık maçlar yeni bir açıyla başlıyor. Sahaya daha yakınız, başlama vuruşunda ise hiç olmadığımız kadar serbestiz. İstersek geriye doğru pas verebiliyoruz ve topa dokunmamız ile beraber kamera yükseliyor. Bu sayede alışılageldik PES açısına sahip oluyoruz. Bir kere oynanışta en çok dikkat çeken, paslarda eskiye nazaran çok daha serbest oluşumuz. Artık nereye pas vereceğimizi iyi belirlememiz gerek. Zira gideceği yönden, hızına kadar kontrol bizde!

Özellikle de ara paslarda, çok iyi yönü tayin etmek gerekiyor. Zira ne kadar iyi bir futbolcu ile oynuyor da olsanız, pası mantıklı bir tarafa doğru gönderemezseniz, rakibe kaptırıyorsunuz. Burada geçmişe göre bir de pası alanın özellikleri öne çıkıyor. Eğer güçlü ve hızlıysa, rakipleriyle mücadele edip sıyrılıp, o pası kapabiliyor…
Oralardan İyi Vurur
Şutlarda da bir takım farklılıklar var. Geçmişten ezberlediğimiz gibi gitmiyorlar. Ayağa çok iyi oturmaları lazım. “Oralardan iyi vurur” dediğiniz noktalarda, top ummadığınız şekilde gidebiliyor. Bir de dönerek vurulan topların bir hayli şık şekilde kaleyi bulmasına şahit olabiliyorsunuz. Pro Evolution Soccer 2011, saha içinde adeta keşfedilmeyi bekliyor… Zira oynadıkça birbirinden çok farklı enstantanelerle karşılaşıyorsunuz.

Serinin önceki oyununda çalım atmak neredeyse tarih olmuştu! Bu kez Messi gibi yıldız futbolcularla, rakiplerinizi yeniden bir bir dize biliyorsunuz. Tabii bunun için önce biraz alıştırma yapmalısınız. Genellikle çaprazlara doğru manevra yaparak rakibinizi geçebiliyorsunuz…
50 Mila – Nina Zilli
Yapımda maalesef kadrolar güncel değil. Bu çok büyük bir eksi. Türk takımlarındaki birçok transfer olmadığı gibi, Barcelona ve Milan arasındaki alışverişler bile yapımda yer almıyor… Ayrıca lisans problemi de devam ediyor. Bu sorun, kolay kolay çözüleceğe benzemiyor. Oyunun teknik özelliklerine geldiğimizde, göze gayet hoş görünen animasyonlar ve modellemelerle karşılaşıyoruz. Yalnızca tribünlerdeki atmosfer biraz yetersiz kalıyor.

Müziklere kulak kabarttığımızda, açıkçası şimdiye dek PES serisinde duyduğum en iyi parçalar bu yapımda var. Ancak bunların bir kısmı futbol oyununda ne işi var dediğim parçalar. 50 Mila – Nina Zilli de bunlardan biri! Parçayı dinleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bazı parçaların alakası yok gibi görünse de, dinlerken büyük keyif aldığımı belirtmem gerek. Sırf müzikleri dinlemek için bile menülerde dolaşılabilir!

Genel olarak bakıldığında, yaşattığı serbestlik ile Pro Evolution Soccer 2011, PC kullanıcıları için fevkalade bir tercih. Serinin müdavimleri muhakkak oynamaya devam edecektir. Hatta bu sene PES ordusuna yeni katılanlar da olabilir. Tebrikler Konami.
Puan: 9/10
İnceleme: Shiftdelete
Oyun »
Yılın bu dönemleri, yani liglerin yeni açıldığı, futbol sezonunun yeni başladığı şu zamanlar, artık FIFA ve PES sezonu olarak biliniyor. Futbol oyunlarının iki devi, bu sene de amansız bir mücadeleye imza atacaklar. İşin güzel yanı, son birkaç yıldır sadece konsollar üzerinde dönen bu savaş, artık PC’de de sahne alacak. Çünkü EA Sports, PC’de PES’in mutlak egemenliğine dur demek istiyor.
Oyunların çıkmalarına günler kala dahi, FIFA’daki gelişmelerden haberdar değildim. Son yıllarda yaşadığım hayal kırıklıkları nedeniyle artık EA Sports’tan umudu kesmiş, sadece PES 2011’i bekler olmuştum. Bir düşünün, özellikle son 3 yılda sürekli aynı oyunu PC platformuna sürüyormuş hissini veren firma EA, nasıl olsa yine konsollara ağırlık verecek, geliştirme ekibi yeni oyun için orada hazırlık yapacak, ancak PC’ye her yıl sürülen sürümün yeni transferlerle süslenmiş hali çıkarılacaktı, en azından ben böyle düşünüyordum. Benim gözümde kredisini tüketmişti FIFA serisi, hatta bir iki yıla tıpkı Live serisinde izledikleri stratejiyi uygularlar diye tahmin ediyordum EA için.

Okulda otururken, arkadaşlarımdan biri FIFA’nın bu sene çok güzel olacağını söyledi. Ben de nasıl olsa PC’de değişen bir şey olmayacak gibisinden bir cevap verdim. Ancak aynı ekibin PC üzerine de çalıştığını söyleyince bir an umutlandım. En azından temcit pilavı gelmeyecekti önümüze, en azından üzerinde çalışıyordu EA. Heyecanla beklemeye başladım, o eski efsanenin külleri bile yok olup gitmişken, FIFA’ya tekrar umut bağlamanın heyecanı sarmıştı beni.
‘We are 11’
Aslında EA Sports PC ile konsolları bu sene de aynı kefeye koymadı. Yapımın menüleri, arayüzler ve arka planlar FIFA 10’un konsol versiyonunu andırıyor. Zaten yapımcı Ian Jarvis’in yaptığı açıklamaları göz önünde bulundurursak, FIFA 11 PC sürümünün, FIFA 10 konsol sürümüyle World Cup 2010 karışımı ve onun üzerine yenilikler getirilmiş hali diyebiliriz. Elimizde yine konsollarla aynı kefede olmayan bir FIFA olsa da, asıl konu bu değil.

Bilindiği üzere bu zamana kadar EA Sports ‘next-gen’ motorunu sadece konsollarda kullanıyordu. Bu fizik ve veri tabanlı futbol motoru teknolojisini PC için optimize eden firma, böylelikle her platformda denk oyun çıkarmayı hedefliyor. Henüz PC platformu için ‘next-gen’ projesi aşamasında olduklarını belirtmişti Ian Jarvis, yani bu yılda da konsollardakiyle aynı yapım beklememeliydi bilgisayar oyuncuları. Tabii ki eskisi kadar fark olmayacaktı, özellikle oynanış konusunda artık konsollarla aynı düzeyde olacaktı PC. Bu konuyu kapatmadan önce aslında hala konsolları geriden takip ettiğimizi söylemekte fayda görüyorum.

Neyse, en azından artık robotlaşmış futbolculardan, monoton ataklardan, hep tekrarlanan pozisyonlardan uzağız. Oyuncuların koşuları, top sürmeleri, çekilen şutlar, açılan ortalar ve özellikle hava topu mücadeleleri çok daha gerçekçi. Futbolun olmazsa olmazı ikili mücadeleler de FIFA 11’de en iyi şekilde karşınıza çıkıyor. Attığınız her pasın hızını, tıpkı ortalar ve şutlardaki gibi kontrol edebilmeniz de ayrı bir renk katıyor oyuna.
FIFA’nın en büyük sorunu oynanış sistemindeydi, yenilenen grafikler, göz boyamak için konulan bir takım özellikler benim gibi birçok oyuncunun canına tak etmiş, PC’de insanlar sadece PES oynamaya başlamışlardı. FIFA 2008’den itibaren aynı şekilde bir sonraki oyunlara eklenen animasyonlar, pozisyonlar ve artık dalga konusu olan balon-top, PES’in PC’de krallığını tescilliyordu sadece. O zamanlar FIFA’nın konsolda yakaladığı başarılar, yaptığı devrimler beni hiç, hem de hiç ilgilendirmiyordu.

FIFA 11’in farkı daha santradan itibaren gözle görülüyor, oynarken hissediyorsunuz adeta artık yeni bir oyun oynadığınızı. Oyuncuların sahada pozisyon almaları, defansın yardımlaşarak hareket etmesi, hücuma uyguladığınız formasyon çerçevesinde destek almanız, maçlarda rastladığınız sıradan olgular haline geliyor. Çalım atmanın biraz zor olduğunu söyleyebilirim, ancak imkansız değil. Özellikle Gamepad kullanıcıları için daha kolay, benim gibi analog yerine klavye tercih eden oyuncular, biraz daha efor sarf etmek zorunda kalıyor. Çalım atmanın zor olması, oyuncuyu yoğun pas trafiği oluşturmaya mecbur bırakıyor. Duvar paslaşmalarıyla oyuncuları sürekli aktif tutmak, sağa ve sola doğru açık paslarla oyunu açmak ve topu oyuncunun ayağında olabildiğince az tutmak gerekiyor. Eğer fazla zorlarsanız hemen ikili sıkıştırma geliyor veya akıllı alan savunmasıyla rakip size ilerleme şansı tanımıyor. Zaten yapay zekanın yeterli seviyede olduğunu söyleyebilirim yapımda, kalecileri ayrı tutarak elbette. Hala beyinleri zorlayan işler peşine düşebilme kabiliyetleri mevcut, ayrıca açılmama sorunları devam ediyor.

Yeni fizik motoru sayesinde eklenen yeni animasyonlarla oyuncuların saha içinde yaptığı müdahaleler, orta açarken, pas atarken ve şut çekerken aldığı pozisyonlar, hava toplarına çıkarken vücutlarını dengede tutmaya çalışmaları, bunların hepsi çok daha gerçekçi geliyor insanın gözüne. Yapay, robotumsu hareketlerden uzak futbolcularla maç yapmak çok daha çekici ve keyifli hale geliyor. Aynı şekilde ara animasyonlarda, hakemlerin kartları göstermesi, oyuncuların hakemlere verdiği tepkiler oldukça gerçekçi. Sahaya giriş ve maçın başlangıç görüntüleri de, futbol oynama isteğini arttıran unsurlardan.

Grafik konusunda geçtiğimiz oyunlarda da çok doyurucu olan FIFA 11, bu geleneği sürdürüyor. Stadyumlar, tribünler çok fazla detaylı olmasa da, göze batan eksiklikler yok. Oyuncu modellemeleri konusunda biraz başarısız bence, bırakın Türk futbolcularının gerçekleriyle alakasının olmamasını, ünlü oyuncularda da aynı sorunu görebilirsiniz. Mesela Thierry Henry fazla siyahi olmuş, aynı şekilde melez olan Onyewu’nun da ten rengi oldukça koyu. Bunun gibi örnekler saymak mümkün yapımda.
Sesler konusunda EA Sports yine iyi iş çıkarmış, büyük takımlarla maça çıktığınız zaman ev sahibi takımın kadrosunun anons edildiğini duyabiliyorsunuz. Aynı şekilde maç içinde de anons sesleri duyuluyor. Şöyle bir olaya şahit oldum, Bursaspor ile Manisa karşısında ter dökerken, ‘Lütfen sahaya yabancı madde atmayın’ anonsunu duydum, Türkçe tabi. Oyun adına sevinsem de, Türk taraftarının verdiği imaj adına üzüldüm açıkçası. Oyuncuların bazen ellerine kollarına hakim olamamaları, birbirlerinin içinden bacaklarını ve ellerini geçirmeleri, bazen seslerin görüntüden sonra gelmesi gibi hatalar dışında grafikler ve sesler konusunda bir eksiklik yok.

Sonuç
Birbirinden farklı modların bulunduğu FIFA 11’de en çok dikkat çekenlerden biri Virtual Pro. İki profilden ve bir önden çekilmiş resimlerinizi EA’in sitesinde yükleyerek, kendi oyuncunuzu oluşturabilir, bilgilerinizi girerek Virtual Pro’ya adım atabilirsiniz. Bu sistemle birlikte hem online arenada boy gösterebilir, hem de ‘Be a Pro’ modunda bu oyuncuyu kullanabilirsiniz. Ayrıca Pro Championship’e katılarak 5’e 5 maçlarda mücadele edebilir, sanal alemde efsane olma şansını yakalayabilirsiniz.
Bunun yanında, ‘Head to Head Match’ sistemiyle online sıralamaya etki eden maçlar yapabilir, tüm dünyanın mücadele ettiği ligde üst sıralara tırmanmaya çalışabilirsiniz. ‘Multiplayer’ modların yanında FIFA’nın klasikleşen ‘single’ modları da bulunuyor. Manager Mode’la bir takımı kontrol edebiliyor, transferler ve finans dahil birçok konuyla ilgilenebiliyorsunuz. ‘Be a Pro’ modunu da unutmamak lazım elbette.

50’den fazla lisanslı ligden ve kupadan tutunda, yüzlerce kulübe kadar birçok farklı mücadele keyfi sunan FIFA 11, her ne kadar PC’de yine farklı olsa da artık ‘next-gen’ teknolojiye sahip. Bir yanda konsolları 1 yıl geriden takip etmenin verdiği üzüntü, diğer yanda artık aynı kestanenin laciverti olan eski FIFA’ları oynamayacak olmanın verdiği mutluluk. Bilgisayar oyuncularına rahatlıkla FIFA 11 oynayın diyebilirim, hatta hem oynamayanları da uyarın…
Not: Henüz PES 2011’i oynamadım, bu incelemenin PES 2011 ile bir alakası yoktur. Ayrıca buradaki eleştiriler tamamen FIFA’nın PC sürümleri hakkındadır, konsol platformu ilgi alanımın dışındadır. Ve son olarak, FIFA’cı ve PES’çi gibi tabirlerden uzak durmanızı rica ediyorum. Ben sadece oyuncuyum…
Aral Game
Fiyat: 79,98 TL
Puan: 8.5/10
- Ekran Kartı: Asus 896 MB Geforce GTX 260
- İşlemci: AMD Athlon64 FX-62 2.8 GHz
- Anakart: Sapphire 780G
- Bellek: Kingston 3GB DDR2-800


