Anasayfa » Arşiv

Genel Konular Kategorisindeki Yazılar

Cep Telefonu, Eğitim, Haberler »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Binlerce öğrenci LYS sınavına girdi. Sınav heyecanı kadar sınav sonuçlarını bekleme heyecanıda oluyor. Özellikle sınav sonuçlarının açıklandığı ilk dakikalar sitenin kilitlenmesi öğrencileri dahada heyecanlandırıyor. Bazen sınav sonucunu öğrenmek 2 saat sürebiliyor. Buda bazı girişimci firmaları harekete geçirdi.

Operatör firması Turkcell, üniversiteli adayı müşterilerine, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) 2010 sonuçlarını, açıklandığı anda cep telefonlarından öğrenme kolaylığı sunacak.

LYS adayları da faydalanabilecek

Bu özellikten faydalanmak isteyen Turkcell’li adaylar KAYIT boşluk TC kimlik numarası yazıp 3366‘ya SMS olarak göndererek ön kayıt yaptırabiliyor. Adaylar isterse sonuçlar açıklandıktan sonra sorgulama yoluyla da puanlarını öğrenebilecek.

Firma bu servisini mesaj başına 0,40 kuruş olarak ücretlendirdi. Adayların Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) ve yerleştirme sonuçları için servise tekrar kayıt olmaları gerekmiyor. Servise kayıt oldukları tarih itibariyle açıklanacak tüm sonuçlar anında otomatik olarak adaylara iletilecek.

Haberler »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Kuzey Afrika’dan Avrupa’nın güneyine uzanacak hattın güzergahında bulunan ülkeler arasında Türkiye’nin de adı geçiyor.

Akdeniz Ülkeleri Birliği‘nin en önemli projelerinden ”Akdeniz Güneş Planı” ile Afrika‘nın güneşi Avrupa’yı aydınlatacak.

Fransa tarafından önerilen ve Avrupa Birliği (AB) tarafından desteklenen ”Akdeniz Güneş Planı”nın öncelikli hedefleri arasında 2020 yılına kadar Akdeniz‘in güneyi ve doğusundaki güneş zengini ülkelerden 20 gigavatlık sağlamak bulunuyor. Bu rakamın yaklaşık 20 nükleer santralden elde edilecek enerjiye eşit olduğu belirtiliyor.

”Akdeniz Güneş Planı” çerçevesinde oluşturulan ”Transgreen” ve ”Desertec” gibi projelerde enerjinin Akdeniz üzerinden taşınması için Fas’tan İspanya’ya Cebelitarık Boğazı boyunca, Cezayir’den Fransa’ya Balear Adaları yoluyla, Tunus’tan İtalya’ya, Libya’dan Yunanistan’a ve Mısır’dan Türkiye’ye Kıbrıs üzerinden uzanacak hatların yerleştirilmesi planlanıyor.

Dünya çöllerine 6 saat içinde güneşten gelen ışınım enerjisinin, tüm dünyanın bir yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak boyutta olduğu belirtiliyor.

Yerleşime ve tarıma uygun olmayan deposu bu geniş alanlardan halen hiçbir şekilde yararlanılamadığı ifade ediliyor.

Transgreen

Akdeniz çevresinde karbon oranı düşük özellikle güneş enerjisinden elektrik üretimini yaygınlaştırmayı hedefleyen Fransa, ”Transgreen” projesinde Cebelitarık Boğazının altında iki kıta arasında 1400 megavat gücünde elektrik akımı sağlayacak çift yönlü ağ kurmayı planlıyor.

İlk etapta deniz altında büyük çaplı bir elektrik ağının kurulabilmesi için fizibilite çalışmaları yapmak amacıyla konsorsiyum kurma çalışmalarına başlandı. Konsorsiyumda, enerji şirketleri, şebeke operatörleri ve yüksek gerilim ekipmanları üreticilerinin bir araya getirilmesi planlanıyor.

Almanların Desertec projesi ile tamamlayıcı olması beklenen Transgreen’in 25 Mayıs’ta Kahire’de 43 ülkenin enerji bakanlarının katılımıyla düzenlenecek Akdeniz Birliği toplantısında tanıtılması planlanıyor.

Avrupa Afrikadan Gelen Güneş Enerjisi İle Aydınlanacak

Desertec projesi

Avrupa’daki elektrik tüketiminin yüzde 15′ini karşılamak için 40 yıl içinde Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da rüzgar ve güneş panelleri kurmayı amaçlayan projede, Sahra Çölü’nde üretilen enerjinin, iletim kayıplarını yüzde 10′un altında tutacak 20 tane yüksek gerilim hattıyla Avrupa’ya ulaştırılması öngörülüyor.

Kapasitesinin 100 gigawatt olması planlanan Desertec güneş enerjisi santrali, 100 tane kömür santralinin ürettiği kadar enerji üretebilecek.

Alman Uzay Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan, Roma Kulübü tarafından oluşturulan TREC’in (Trans-Mediterranean Renewable EnergyCorporation) desteklediği ve Desertec Vakfınca hazırlık çalışmaları finanse edilen ”Clean Powerfrom Deserts: The Desertec Concept for Energy, Water and Climate Security” isimli projede, Kuzey Afrika ve Orta Doğu çöllerinde güneş enerjisinden üretilecek elektrik önce kaynak ülkelerin kullanımına sunulacak.

400 milyar avro değerindeki proje için aralarında Deutsche Bank, Siemens, ABB, RWE, Münich Re, MAN Solar Millenium, HSN Nordbank’ın da yer aldığı 12 büyük şirket, ”EU-MENA Desertec Industry Initiative” adı altında bir girişim grubu oluşturdu.

Proje tamamlandığında Afrika üzerinde ışıldayan güneş, temiz bir enerji kaynağına dönüştürülerek Avrupa’ya iletilebilecek. Desertec adı verilen bu girişimin enerji, su, yiyecek sıkıntılarına ve karbondioksit salımları gibi küresel sorunlara çözüm olması da bekleniyor.

Girişim grubu, Alman Yasalarına göre 31 Ekim 2009′da bu projeyi hayata geçirecek şirketi kurmak üzere mutabakat anlaşmasını imzaladı.

Kullanılacak teknoloji

”Akdeniz Güneş Planı” kapsamında uygulanacak teknoloji, uzun süreden beri ABD ve İspanya’da başarıyla uygulanan güneşten ısıl yolla elektrik enerjisi elde etmeyi sağlayan ve Yoğunlaştırılmış Güneş Gücü (CSP) olarak bilinen denenmiş bir teknoloji.

Üretilen enerji, dünya nüfusunun önemli bir kısmının yaşadığı Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Avrupa ülkelerine Yüksek Gerilimli Doğru Akım (HVDC) iletim tekniği ile taşınacak. HVDC iletim tekniği, Yüksek Gerilimli Alternatif Akım (HVAC) tekniğine göre elektrik enerjisinin daha az kayıpla uzak mesafelere taşınmasında kullanılan yeni bir teknoloji.
Bu sistem, HVAC’ye göre aynı kablo kesitinde daha fazla akım iletebildiğinden, daha az magnetik kirlilik yarattığından ve daha güvenli bulunduğundan tercih ediliyor. Ancak, tesis maliyeti HVAC’ye göre kısmen daha yüksek.

Enerjinin yoğun kullanılacağı Avrupa ülkeleri esas alındığında, toplam uzaklık yaklaşık 3 bin kilometre olacak ve bu mesafeye toplam yüzde 9 kayıpla enerji taşınabilecek.

Bu teknolojinin zaman içinde olgunlaşmasıyla kayıplar yüzde 5′e kadar çekilecek ve tesis maliyeti de düşecek. Buhar üretimi için ihtiyaç duyulan su, deniz suyundan tatlı su üreten tesislerden sağlanacak.

Ayrıca tesiste üretilecek ucuz enerji sayesinde, nano membranlı arıtma tekniğini kullanma imkanı doğacak, kimyasal yöntemlere başvurulmadan deniz suyundan içme, kullanma ve tarımsal amaçlı su da elde edilebilecek.
Proje, AB’nin Kyoto şartlarını sağlamasında önemli bir avantaj

Güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları çevreye zarar vermemelerinin yanı sıra ekonomiye yaptıkları katkılardan dolayı da son yıllarda giderek önem kazanıyor.

Yoğunlaştırılmış güneş enerjisi santrallerinin en önemli özelliği, kömürle çalışan santraller gibi karbondioksit salımına sebep olmaması. Kömür, petrol, doğal gaz ve uranyumun kullanılabilir yakıt haline dönüştürülebilmesi için ayrıca yoğun bir proses enerjisi tüketiliyor.

Oysa, güneş enerjisi doğrudan kullanılabiliyor. Dolayısıyla güneşten elde edilecek her kilowatt saatlik enerjinin aslında küresel enerji bilançosu bağlamında daha değerli olduğu ve küresel iklim değişikliğini önlemede en etkili çözüm olduğu ifade ediliyor.

Gerekli önlemler alınmadığında, küresel ısınmaya yol açan karbondioksit konsantrasyonunun 2050 yılında iki katına yükselmesi bekleniyor.

Bu proje, 2050 yılında tamamlandığında EU-MENA ülkelerinin toplam karbondioksit salımı 2000 yılındaki seviyelerinin yüzde 38 altına düşürecek.

Bu projeler ise özellikle AB ülkelerinin Kyoto Protokolü şartlarını sağlamada önemli bir avantajı olacak. AB ülkeleri 2020′ye kadar toplam enerji tüketimleri içinde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 20′ye çıkaracak enerji planını kabul etti.

2012′de başlayacak yeni süreçte bu oran daha da yükseltilecek. Bu gelişmeler söz konusu mega projenin gerçekleşme şansını artıracak.

Eğitim »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

sınavdan 3 hafta sonra yani 30 Nisan – 1 Mayıs gibi açıklanacak. Bir çok öğrenci merakla bu sonuçları bekliyor. Umarız ki herkes beklediğinden daha iyi sonuçlarla karşılaşır.

Milyonlarca genç ve milyonlarca ebeveyn için bugün çok önemli bir gün. Saat 10’da başlayan Yükseköğretime Giriş Sınavı YGS’ye 1.5 milyon aday girdi. Sorular kolay, baraj da düşük. Bu yüzden hemen herkes kazanacak gibi. Bir milyondan fazla adayın rahatlıkla ikinci tura geçmesi mümkün. Ama asıl önemli olan barajı aşıp sınavı kazanmak değil, mümkün olduğunca yüksek puan almak. Çünkü birinci basamak sınavı YGS’nin ikinci basamak sınavı LGS’ye etkisi yüzde 40 oranında. Bu da üniversiteyi yarı yarıya kazanma anlamına geliyor…

ÖSYM Başkanı Prof. Yarımağan’la sınav sonrasına ilişkin detayları konuştuk. Sonuçlar üç hafta içerisinde, nisan sonu ya da mayıs başında açıklanacak dedi.
YÖK’ün son belirlediği 0.15, 0.12 şeklindeki katsayılar için şu ana kadar Danıştay’a itiraz yokmuş. Yani büyük bir ihtimalle bu katsayılar üzerinden değerlendir-me yapılacakmış. Yani bir anlamda yıllardır devam eden katsayı tartışmalarının sonuna gelindiğine işaret ediyor.

Peki, üniversiteyi kazanmak bu yıl önceki yıllara göre daha kolay mı, yoksa daha zor mu olacak? Prof. Yarımağan, bu konuda öğrencilerin içini rahatlatıyor. Kesinlikle daha zor olmayacak diyor.
Gerçekten de öyle. Geçen yıl boş kalan 110 bin boş kontenjan ve yeni açılan onlarca yeni üniversite düşünüldüğünde, üniversiteye girmek önceki yıllardan çok daha kolay olacak.
Zaten YGS barajını aşmak için yüzde 15’lik başarı yetiyor da artıyor. LGS’de de yüzde 25’lik başarıyla kapılar sonuna kadar açılıyor…

10 yıl sonra sınav yok
Son yıllarda o kadar çok yeni üniversite açıldı ve kontenjanlar öylesine plansız ve programsız şekilde yükseltildi ki, 10 yıl sonra pek çok bölüm için sınav yapmaya hiç gerek kalmayacak. Mezunlar gidip üniversiteye direkt kayıt yaptırabilecekler.
ÖSYM Başkanı Yarımağan, bu konuda hazırlıkların sürdüğünü ve sınavsız üniversitenin çok uzak bir ihtimal olmadığını dile getiriyor.
Peki, sınavlar tümüyle kalkar mı? Hayır diyor. Çünkü tıp, hukuk, mühendislikler gibi bazı fakültelere hâlâ yüksek oranda başvuru var ve olmaya da devam edecek şeklinde konuşuyor.

Vakıf üniversiteleri
Geçen yılın verilerine baktığımızda kontenjanlarının tümünü dolduran vakıf üniversitesi yok gibiydi. Belki bir iki tane. Bu yıl da farklı olmayacak. Çünkü ücretleri göz korkutuyor. Ayrıca eğitim kaliteleri konusunda tereddütler var. Bu yüzden özellikle anne babaların içlerini rahatlatmaları gerekiyor.
Parası olan bile vakıf üniversiteleri konusunda hâlâ kararsızsa, bunun kabahatlisi öğrenci ve veliler değil, kendilerini yeterince anlatamayan vakıf üniversiteleridir.
Örneğin şu birkaç konuda inandırıcılıklarını pekiştirenler öğrenci sıkıntısı yaşamazlar. Bizden hatırlatması:
- Paralı eğitimin kötü olmadığını,
- Girişteki öğrenim ücretinin mezun oluncaya kadar devam edeceğini,
- Devlet üniversitesinde sıradan bir bölümde parasız okumaktansa, vakıf üniversitesinde istediği bir bölümde okumanın daha avantajlı olduğunu,
- Çocuklarına bırakacakları en iyi mirasın eğitim olacağını,
- Öğretim kadrosu ve eğitim standartlarının denetime açık olduğunu…
Vakıf üniversiteleri, bu ve benzeri konularda kafalardaki endişeleri giderirlerse en azından bu yılı daha az bir kayıpla atlatabilirler. Yoksa bu yılın da geçen yıl gibi yüzde 50’nin altında kalan bir dolulukla kapatılması halinde alarm zilleri çalmaya başlar ki bunu da hiç istemeyiz. Çünkü, hem öğrenci sayısı hem de eğitim düzeyi açısından AB standartları-na ulaşmak istiyorsak vakıf üniversiteleri olmazsa olmazların başında geliyor.
Ama onlar nedense bunu bir türlü anlamak istemiyorlar.

KKTC üniversiteleri
Vakıf üniversiteleri gibi KKTC üniversiteleri de çok kritik bir noktadalar. Eğer bu yıl da istedikleri oranda öğrenci bulamazlarsa, vay hallerine. Oysa içlerinde çok makul ücrete çok iyi eğitim verenler var. Avrupa ve ABD üniversitelerine göre çok daha avantajlılar. Balkan ve Türk cumhuriyetlerindeki üniversitelere göreyse, eksilerinden çok artıları var. Ama onlar da kendilerini doğru bir şekilde anlatmakta sıkıntı çekiyorlar.
Özetin özeti: Üniversiteye girmek aslında çok kolay. Zorlaştıran bizleriz…

Kaynak:www.milliyet.com.tr

Eğlence »

[1 Yorum | Yazar: admin]

Bodrum’daki 23 Nisan törenine küçük Gizem ve Ömer damgasını vurdu… Tango gösterisinin henüz başında Gizem, partneri Ömer‘e küserek sırtınıdöndü. Ömer’in Gizem’i ikna etme çalışmaları ise izleyenleri kahkahaya boğdu.

Bodrum şehir stadında düzenlenen törenle coşku içerisinde kutlandı. Bodrum Kaymakamı Feridun Cemal Özdemir, Belediye Başkan Vekili Hüseyin Yıldızhan, Garnizon Komutanı Albay Deniz Şayan ve Cumhuriyet Başsavcısı Tufan Turan ile yaklaşık beş bin kişinin izlediği törenlere 16 okuldan 80 öğretmen ve iki bin öğrenci hazırladıkları danslar, oyunlar ve gösterileri sergiledi. Törene Makedonya, Gürcistan, Yunanistan, Bulgaristan, Bosna- Hersekli çocuklar da halk oyunları kıyafetleri ile katıldı.

Cumhuriyet İlköğretim Okulu anasınıfından 20 öğrencinin Arjantin tango gösterisi izleyenlerin nefeslerini kesti. Gösterinin başlamasından hemen sonra altı yaşındaki ‘ın sinirlenip partneri altı yaşındaki ‘e sırtını dönerek dans etmek istememesi izleyenleri kahkahaya boğdu. Arkadaşları danslarını sürdürürken Gizem’e “Ne olur Gizem hadi herkes bize bakıyor. Biz de dans edelim. Gizem yalvarıyorum. Bak yumruk geliyor” dediyse de Gizem’i ikna edemedi. Gösterinin bitiminde arkadaşının elini tutmadan sahayı terk eden Gizey Uysal’ı annesi Melek Uysal teselli etmeye çalıştı. Gizem’in yanına şeker vermek ve barışmak için gelen ise onu yine ikna edemedi.

Tören öğrencilerin dans gösterileri, dev Atatürk posteri ve Türk bayraklarının açılması ve top atışlarıyla sona erdi.

Oyun »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Başında üç Türk’ün bulunduğu Almanya merkezli Crytek firması, 2004 yılında satışa sundukları ilk oyunları Far Cry ile adını duyurdu. Son derece geniş haritası ve sürükleyici hikayesiyle dikkatleri üzerine çeken yapım, bu büyük dünyayı başarılı görsellerle kullanıcıların beğenisine sunuyordu. Böylelikle ortaya gayet başarılı bir FPS oyunu çıkmıştı.

Aradan geçen 3 yıl süresinde, Far Cry‘ın isim hakkını kaybeden firma, 2008′de devam oyununun Ubisoft tarafından geliştirilmesine engel olamadı. Buna karşın boş durmayan firma, Far Cry 2′den bir yıl evvel Crysis’i satışa sunarak, adeta oyun dünyasını yerinden oynattı.

Crysis Fenomeni

Grafikleri ve fizik öğeleriyle adeta teknoloji şovu kıvamındaki yapım, sadece döneminin değil sonraki yılların da en başarılı görsellerine sahipti. Nomad adlı karakteri yönettiğimiz oyunda, Kuzey Kore askerleriyle korunan bir adadaki sıra dışı olayları araştırmak için, özel askerlerden kurulu bir birlik ile adaya iniyoruz. Daha başlar başlamaz aksiyona adım attığımız yapımda ilerledikçe, Kuzey Korelilerin neyi koruduğunu görüyoruz.

Çok geçmeden olaylar onların da kontrolünden çıkıyor ve uzaylı bir ırkın saldırısına maruz kalıyoruz… 2008 yılında satışa sunulan Crysis: Warhead’de ise, ilk oyun ile paralel zamanda hareket ediyorduk. Tabii ki bu kez kontrolümüzde Nomad yoktu. Agresif bir karakter olan Pyscho‘yu yönettiğimiz yapımda, bu kez uzaylılara ve Korelilere karşı farklı cephelerde savaşıyorduk. Nihayet bu serüven de bittiğinde, Crysis’e nokta koyduk sandık. Ancak macera bu kadarla kalmadı.

Crysis 2

Uzun zamandır devam oyununun yapıldığı biliniyordu fakat ilk materyallerin gelmesi 2010′u buldu. Ardından yayınlanan trailer’lar ile heyecanı had safhaya taşıyan Crytek, ilk bilgileri de yavaş yavaş fan’larla paylaştı.

Yeni oyunumuz tropik ormanlarla dolu bir adada geçmiyor! Kahramanımız Nomad, görevini tamamladığını sanırken, bu kez Amerika’nın merkezinden, yani New York‘tan görev çağrısı geliyor. Ekip arkadaşlarıyla beraber New York’a giden Nomad, umduğundan çok daha kötü bir manzarayla karşılaşıyor. Zira New York’a saldıran uzaylılar, adeta dev metropolü dünyanın en büyük harabesine çevirmiş…

Hikaye Emin Ellerde

İlk oyunun sabun köpüğü hikayesi, yapımın en çok eleştirilen yanlarından biriydi. Yapımcılar bu konuya eğilerek, deneyimli yazar Richard Morgan ile anlaştı. Morgan, geçmişinde birçok projede görev alarak adını duyurdu. Şimdilerde ise Crysis 2 için klavyesinin başına geçti.

Bir yandan yapımın hikayesiyle uğraşan Morgan, diğer yandan da Halo, Killzone 2 ve Modern Warfare 2‘nin senaryoları hakkında “Çok kötü” gibi yorumlarda bulunuyor. Böylelikle FPS dünyasında yeni bir tartışmanın da kapıları aralanmış oldu. Şimdilerde Crysis 2′nin rakiplerinden benzeri açıklamalar bekleniyor…

Nanosuit 2

Yeni yapımda kullanılacak olan Nanosuit’in versiyonu 2.0′a yükseltildi. Bu gelişmeyle beraber kostümde de bazı düzenlemeler olduğu belirtiliyor. Gözle görülen farklar olmasına karşın, Nanosuit‘in yeteneklerinde sıra dışı bir fark yok. İlk oyundan kalma özellikler varlığını koruyor ancak bir takım geliştirmeler ile karşımıza çıkacakları söyleniyor. Buna karşın henüz detay verilmiyor.

Directx 11

Crysis 2′nin ardındaki güç olan CryEngine 3, Crytek imzasını taşıyor. DirectX 9, 10 ve 11 desteği veren oyun motoru, son derece gerçekçi görsellere olanak tanıyor. Yapımcılar Crysis 2′den önce CryEngine 3′ün teknoloji şovunu yayınlamışlardı. Orada karşılaşılan görseller arasında orman görüntüleri yer alıyordu. Bu durum, Crysis 2′nin de ormanlık araziler arasında geçeceği şeklinde yorumlanmıştı. Ancak beklenen olmadı!

Yayınlanan yeni görsellere göre bu kez şehir modelleyen yapımcılar, CryEngine 3′ün her türlü açık alanı ne kadar başarıyla ekranlara taşıdığını adeta kanıtlamış oldu. Şu an için ufukta CryEngine 3 ile geliştirilecek Crysis 2′den başka yapım yok. Dolayısıyla Crysis 2, çok büyük ihtimalle bu motorun sınırlarının gösterileceği bir yapım olacak. Yapım piyasaya sürüldükten sonra ise Crytek, CryEngine 3′ün satışına başlayacak. Sonuçta motorun tanıtımını Crysis 2′den daha iyi kimse yapamaz.

Farklı Platformlar

Crytek iddialı; “Crysis 2, PlayStation 3′ün gördüğü en iyi grafik olacak!”. Muhtemelen Xbox 360′da da son derece başarılı görsellere sahip olacak olan Crysis 2′nin asıl patlamayı PC’de yapacağı tahmin ediliyor. Gelişen ekran kartları ve diğer PC donanımları, görsel açıdan yapımcıalra çok büyük imkanlar tanıyacak. Crysis 2′nin PC sürümü, oyun makinelerimizi tıpkı ilki gibi epey zorlayacak.

Yılın son çeyreğinde satışa sunulması planlanan yapım için fizik öğeleri de son derece önemli. İlk yapımda parçalanan ağaçların ve barakaların yerini yeni yapımda binalar ve otomobiller alıyor. Konsol için yayınlanan teknoloji demosunda, fizik öğeleri yeterli gerçekçilikte değildi ancak PC platformunda işlerin değişeceği tahmin ediliyor. Nomad ile atılacağımız yeni macera için adeta gün sayıyoruz. Umarız bir erteleme olmaz da, önümüzdeki sonbaharda Crysis 2 serüvenine başlarız…

İnceleme: Shiftdelete.net