Anasayfa » Arşiv

Windows 7 Kategorisindeki Yazılar

Windows 7 »

[1 Yorum | Yazar: admin]

Daha önceki makalelerimizde windows 7 nin çok kullanışlı olduğunu bir çok kısa yol olduğunu sizlere söylemiştik. Hatta bu kısa yolları size bir makalemizde bildirmiştik. Şimdiki yazımızda bu kısayolları biraz daha geniş ele aldık. Kısayolları tanıtmaya başlamadan önce windows 7 kısayollarının bir çoğunuın windws vista ‘da da çalıştığını söyleyelim.

Windows Tuşu + Home Tuşu: Bu kısayol, ekrandaki tüm aktif pencelerin kapanmasını sağlar.

Windows Tuşu + Space: Ekranda bulunan tüm pencereler bir süreliğine transparan olur bu sayede masa üstünü görebilirsiniz.

Windows Tuşu + Klavyenin Yukarı ok tuşu : Simge durumuna küçülmüş olan ekranı (minimise) ekranı kaplayacak hale getirir (maximise)

Windows Tuşu + Klavyedeki Sağ Sol tuşları : Ekranda bulunan pencereyi, monitörün sağ ya da sol tarafında yaslar.

Windows Tuşu + Pause: Sistem ayarları penceresinin açılmasını sağlar.

Windows Tuşu + E: Bilgisayarımı açar

Windows Tuşu + L: Kullanıcı adını kilitler. Başka kullanıcıya geçmenize izin verir.

Windows Tuşu + T: Görev çubuğundaki penceler arasında geçiş yapmanızı sağlar.

CTRL + Windows Tuşu + 1 ile 9 arasında bir tuş: O an ekranda bulunan programı, 1 ya da 9 numaralı tuşlar arasında kısayol olarak atar.

Windows Tuşu + 1-9 arasında bir tuş: O anda görev çubuğunda bulunan programların çalışmasını sağlar.

Windows Tuşu + (+) (-) tuşları: Ekrana zoom yapar ya da ufaltır.

Shift + Araç çubuğunda bulunan bir pencere sol tıklama: Araç çubuğunda bulunan pencereler arasında hızlıca geçişi sağlar.

Ctrl+Shift+ Araç çubuğunda bulunan bir programa sol ile tıklama: O programı admin yetkilileriyle açmanızı sağlar.

Donanım, Windows 7 »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Windows 7 nin çıkmasıyla 64 bit kavramı tekrar gündeme geldi. Bir çok kişi 64 bit ‘lik windows 7 yükledi. Bir çok kişide yüklemek istiyor fakat tereddütte. Daha önce yazmış olduğumuz 64 Bit ve 32 Bit Sistemler Hakkında Merak Edilenler başlıklı konuyu okuyarak 64 bit ve 32 bit sistemler arasındaki farkı anlayabilirsiniz. Windows 7‘de 32 ya da 64 bit arasında karar alırken size yardımcı olacak gerçekleri ve araçları bu makalemizde paylaşıyoruz.

Gerçekten 64 bit‘e geçince performansını artacak mı, buna ihtiyacınız var mı ve bu geçiş büyük sorunlara yol açar mı? Hepsi de kullanıcıların aklından geçen sorular.

İşe temelinden başlayalım, alışık olduğunuz ya da duyduğunuz 64 bit şikayetlerinin ve sorunlarının temel kaynağı Windows XP 64 bit‘tir. Oldukça erken çıkan bu sürüm, hazırda uygun yazılım havuzu olmadığı için kullanıcıların “64 bit sorunludur” düşüncesinin doğuşuna sebep olmuştur.

Yazılımdan kasıt sadece kurulan uygulamalar değil, donanımların tanınmasını ve düzgün çalışmasını sağlayan sürücüleri de kapsamaktadır. İyi haber şu ki, Microsoft donanım üreticilerini sıkı denetledi ve Vista’da yaşananların aksine üzerinde Windows 7 uyumluluk sertifikası taşıyan donanımlara ve yazılımlara güvenebilirsiniz.

64 bit’te ilk ve en büyük kazancınız 4 GB bellekten fazlasını kullanabilmektir. Bellekten öte 64 bit mimarinin en büyük getirileri işlemci ve ekran kartı performansıdır. Bu durumu ortaya koyan sonuçları da sizlerle paylaşacağız.

Eski bilgisayarlarda ya da netbook türü zayıf cihazlarda 64 bit desteği pek yoktur. Desteğin ötesinde zaten gerek de yoktur. Çünkü 64 bit işletim sistemi sihirli bir performans arttırıcı değildir, sadece yeni nesil donanımların gerçek gücünün kullanılmasını sağlayan yazılım desteğidir.

Günümüzde 64 bit yazılım ve donanım desteği çok yaygın ve sağlam bir şekilde oturmuştur. Önümüzdeki günlerde 32 bit ufak ufak terk edilecek. 64 bit işletim sistemi, hem 64 bit donanım, hem 64 bit yazılımdan tam gaz yararlanmak için gereklidir.

Son 2 senede satın aldığınız bir bilgisayar büyük olasılıkla uyumludur ve geçiş sizin için yararlıdır. Bundan sonra alacağınız bilgisayarlarda ise 64 bit’e geçişte tereddüt etmeyin.

Athlon 64, Athlon X2, Phenom, Athlon 64, Turion, Intel Core 2, Core I işlemciler ve bazı Celeron ve Pentium modelleri 64 bit desteklidir.

Mevcut bir bilgisayarın 64 bit uyumlu olup olmadığını anlamak için CPU-Z‘den yararlanabilirsiniz. Bu ufacık program işlemcinizin bütün detaylarını gösterir; hem de başka uygulamaların gösteremediği detayda.

Burada EM64T ve AMD64 ibarelerini görürseniz işlemcinizin 64 bit uyumlu olduğunu anlayabilirsiniz. Emin değilseniz işlemciniz hakkında araştırma yapmanız gerekir.

Sisteminizi 64 bit’e geçirmeden önce analiz yapmak için Microsoft’un ücretsiz sunduğu Windows 7 Upgrade Advisor yazılımını kullanabilirsiniz.

Bu uygulama bilgisayarınızdaki donanım ve yazılımları tarayarak ne kadarının uyumlu olduğunu size gösterir. Potansiyel sorunları ve sistemde yavaşlamaya sebep olabilecek etkenleri de gözler önüne serer.

Anakartın kontrol edilmesi de çok önemlidir, 4GB’tan fazla RAM kullanmak için geçiş yapacaksanız anakartın bunu destekleyip desteklemediğini de bilmelisiniz.

SiSoft Sandra Lite ile anakartınızın özelliklerini öğrenebilirsiniz. Bu değerler anakartınızın çipsetine göre size gösterilir. Bazı anakartlarda çipsetin desteklediğinden daha az bellek kullanılmak üzere kısıtlamalar getirilmiş olabilir. Anakart üreticinizin sitesinden tam model isminin özelliklerini öğrenin.

Bazı durumlarda bellek kısıtlamaları BIOS güncellemesiyle ortadan kaldırılabilir, özellikler değişebilir.

Her şey yolundaysa kullanacağınız yazılımların uyumlu olup olmadığı meselesine geçebiliriz. Artık uygulamalar yaygın 64 bit desteğine sahip. Bazıları 64 bit’ten gerçekten faydalanıyor, ancak bazıları bunu simüle ederek sadece uyumlu çalışıyor.

Peki bu geçiş bize ne kazandırdı? Yaptığımız multimedya testlerinden örnek değerlerle bunu özetleyebiliriz.

Video dönüştürme işleminde 32 bit işletim sisteminde aynı donanım ve yazılım ile dakikada 0.99 GB, 64 bit işletim sisteminde 1.15 GB dönüştürmek mümkün. Yani sadece yazılım değişikliği ile yüzde 15 performans artışı sağlanabilir.

Veri sıkıştırma ve açma işlemlerine bakacak olursak oldukça dramatik bir fark görürüz. 32 bit’de dakikada 0.21 GB veri işleyen sistem, 64 bit ile 1.41 GB ver işliyor, yani yüzde 671 performans artışı mümkün; kısaca 6-7 katı diyebiliriz.

İşlemci benchmark sonuçlarına baktığımızda ise 32 bit’te 10.058, 64 bit’te 11.403 puan aldığını görüyoruz. Sonuçta performans için 64 bit’e geçmekte fayda olduğu açıkça ortada. Elbette klasik ofis uygulamaları ve basit programlarda dev bir fark yok.

64 bit’e geçişte en büyük farkı Adobe Photoshop gibi grafik uygulamalarında görmeniz mümkündür.

Cyberlink PowerDVD de 64 bit’e geçişten faydalanan yazılımlar arasında. Bu tür uygulamaları satın almadan önce 64 bit sürümleri olup olmadığını ve lisansınız 32 bit ise 64 bit’e ücretsiz geçiş hakkınız olup olmadığını da araştırmanızda fayda var.

Bu yeni nesil uygulamaların en büyük farkı DirectX 11 ile birlikte CPU yerine GPU kullanarak 10 kata kadar daha yüksek performans sağlamaları oluyor. Bu trend gelecekte de yaygınlaşarak devam edecek.

Windows 7, 64 bit, DirectX 11 ve yeni nesil işlemciler ekran kartları, hızlı DDR3 bellekler, SSD’ler ve daha fazlası… Hepsini bir arada kullanırsanız pahalıya patlayacağı ancak müthiş bir performans vereceği kesin. Yeni ve güçlü bir bilgisayarda tercihiniz 64 bit olmalı.

Windows 7 »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Windows 7 nin en sevilen özelliklerinden birisi gelişmiş Aero’dur. Aero yu ilk olarak vista’da görmüştük. Birçok kullanıcı epey beğenmişti. Windows 7 de ise bu aero özelliği dahada geliştirildi ve daha işlevsel bir hale getirildi. Aero özelliği çoğu zaman size zaman kazandırır. Öğrenmek son derece kolay, kullanmak son derece eğlencelidir. Ayrıca bilgisayar performansınızıda arttırabilir.

Windows 7 yi ilk yüklediğinizde aero özellikleri tam olarak çalışmaz. Bu yazımızda Aero özelliğini nasıl açacağımızı ve en etkin nasıl kullanacağımızı anlatacağız.

Aero özelliğini tam kapasite ile kullanabilmek için ekran kartı sürücülerinizin doğru yüklenmiş olması gerekiyor. Ekran kartı sürücüleriniz tam olarak yükledi iseniz aşağıdaki adımlara başlayabilirsiniz.

  1. Denetim Masası -> Sistem Güvenlik -> Sistem yolu ile sistem özellikleri sayfanızı açın.
  2. Sol taraftaki menüden Gelişmiş Sistem Ayarları‘na tıklayın. Karşınıza sistem özellikleri penceresi çıkacak. Buradan Performans kutusundaki Ayrıntılar Butonuna tıklayın.
  3. Karşınıza gelen performan seçenekleri sayfasında  Görsel Efektler sütununu göreceksiniz. Sizde standart olarak ” Bilgisayarım için en iyi olanı windows seçsin” işaretlidir. Bunu Özel olarak değiştirin.
  4. Aşağıdaki listede kapalı olan özellikleri göreceksiniz.
  5. Listedeki tüm kutucukları işaretleyin ve Uygula -> Tamam deyin. Böylece tüm aero paketleri açılmış olacak.

Peki bu Aero Özellikleri nelerdir?

Aero Peek:

Bu size aslında sadece görev çubuğundaki simgesinin üzerine gelerek onları açmadan bir küçük pencere bir önizlemesini veriyor. Şu anda en etkin olarak internet explorer ile kullanılabiliyor. Açtığınız tüm sekmeleri, görev çubuğundaki internet explorer ikonun üzerine gelerek görebilirsiniz.

Aero Shake:

Eğer masaüstünüzde birçok pencere açıyorsanız Aero Shake tam size göre. Görev çubuğundaki istediğiniz sekmenin ( uygulamanın ) üzerine gelin ve biraz bekleyin. Diğer tüm pencereler otomatik alta inecektir.

Aero Snap:

Aero snap belkide windows 7 nin en kullanışlı özelliğidir. Özellikle çok pencerede işlem yapanların işini oldukça kolaylaştırmaktadır. Pencereyi tutun ve sürükleyip ekranın en üst kısmına bıraktığınızda sekmenin yarım ekran olduğunu göreceksiniz. Yada yan yana iki sekme isteyebilirsiniz. Tam ekran olan sekmeyi tutup ekranın sağ yada sol tarafına yasladığınızda sekmeler yine yarın ekran olacaktır.

Aero Flip:

Bu aero özelliği windows vista’daki özelliğin aynısıdır. Açtığınız sekmeleri 3 boyutlu olarak masaüstünde görmenizi sağlar. Ekran kartını fazla kullandığı için pek tavsiye edilmeyen bir özelliktir.

Windows 7 »

[Yorum Yok | Yazar: admin]

Windows 7 bir çok bakımdan yenilikler getiren bir işletim sistemi oldu. Vista’daki Aero özelliği değiştirilerek daha kullanışlı bir hale getirildi. Windows 7 kullanıyorsanız çalışan uygulamalarınızın görev çubuğunda durduğunu görmüşsünüzdür. Bunların üzerine geldiğinizde bir ön izleme penceresi açılır ve programı küçük bir pencerede görmenizi sağlar.

Bu Aero özelliği aslında oldukça kullanışlıdır. Fakat internet explorer ve firefox gibi internet tarayıcılarında her açtığınız sayfayı ayrı bir ön izleme olarak gösterir. Buda çok sayfa açan kişiler için sıkıntı yaratabiliyor. Hatta aynı anda 15-20 sayfa açıyorsanız bu bilgisayarınızın yavaşlamasına bile neden olur. Bu yazımızda internet explorer ve firefox ta tüm açtığınız sayfaları nasıl tek ön izlemede gösterebileceğinizi anlatacağız.

İnternet Explorer

Öncelikle İnternet explorerda bir sayfa açın ve sağ üst köşeden Araçlar->İnternet Seçenekleri diyerek internet ayarları sayfanıza gelin. Buradan Ayarlar butonuna tıklayın. (Aşağıdaki resimde ayrıntılı olarak görebilirsiniz. Resime tıklarsanız resmi tam boyutunda görebilirsiniz.)

Ayarlar butonuna tıkladığınızda karşınıza bir pencere açılacaktır. Bu pencerede “Show previews for individual tabs in the taskbar” yazısının başındaki ticki kaldırın. İnternet explorer’ı kapatıp yeniden açtığınızda açtığınız tüm sekmelerin tek ön izlemede göründüğünü farkedeceksiniz.

Firefox (Mozilla)

Firefox kullanıyorsanız aero özelliğini devre dışı bırakmanız daha kolaya olacaktır. Öncelikle adres satırına about:config yazarak ayarlar sayfasını açın. (ilk defa açıyorsanız bu işlem risklidir şeklinde bir uyarı alabilirsiniz.) Karşınıza gelen sayfada süzgeç satırına browser.taskbar.previews.enable yazı. Bunu yazdığınızda süzgeç satırının hemen altındaki yazıyı göreceksiniz. Buradaki False yazısına çift tıklayarak True olmasını sağlayın. Bundan sonra firefox tarayıcınızı kapatıp açın.

Linux, Vista, Windows 7, Windows 8, Xp »

[1 Yorum | Yazar: admin]

Daha önce sizler için “Linux VS Windows” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazımda da eski bilgilere yenilerini ekleyerek Linux’un neden Windows’tan daha iyi olduğunu anlatmaya devam edeceğim. Sitede yazdığım bu yazı şu ana kadar yazdığım en uzun yazı. 5 sayfa uzunluğunda. Şu soğuk havalarda parmaklarım dona dona yazdım bu yazıyı. Şimdi arkanıza yaslanın. Eline sıcak çay veya neskafenizi alın. Dünyayı yeniden yaratmıyoruz. Sadece bilinen şeyleri size toplu halde dilim döndüğünce ve parmaklarım çalıştıkça anlatmaya çalıştım. Umarım sıkılmadan okursunuz.

Öncelikle size bazı terimlerden bahsetmek istiyorum.

GNU/Linux Nedir?

Linux aslında bir işletim sistemi değil. Sadece sistemin çekirdeği, beynidir. Bu yazı boyunca Linux diye hitap ederek bütün sistemi kastediyorum. Çünkü Linux tek başına çalışamaz. Bunun için bir ortam olması gerekir. Aslında GNU/Linux diye tabir etmek daha doğrudur. Örneğin ben Ubuntu Linux kullanıyorum. Hangi dağıtımı kullanıyorsanız Linux kelimesinden önce o dağıtımın ismini söylersiniz. Çok fazla linux dağıtımı var ve her dağıtımın kendine özgü özelliği ve güzelliği var. İleride çok daha fazla bilginiz olduğunda siz kendinize en uygun dağıtımı seçersiniz. Ben size başlangıç olarak Ubuntu Linux’u öneriyorum. En bilinen Linux dağıtımı Ubuntu’dur. Yazılım seçeneği çok fazladır ve teknik destek alma, sorunları kısa süre çözme imkanınız var. İşin içine girdiğinizde çok daha fazlasını öğreneceksiniz.

Windows’un Klasik Problemleri;

Windows kullananların bir çoğu ömründe en azından bir kez Mavi Ekranla karşılaşmıştır. Bildiğiniz gibi Windows’ta ciddi bir problem olduğunda veya sistem çöktüğünde bilgisayar açılmaz ve mavi bir ekranda beyaz yazılarla problemin ne olduğunu size bildirir. Bu aşamadan sonra genelde yapılacak çok fazla bir şey yoktur. Windows sizlere ömürdür. Geriye dosyalarınızın yedeğini bir şekilde hard diskten kurtararak format atmak kalır. Bu kurtarma işleminin nasıl yapıldığına burada şimdilik değinmiyorum. Zaten Linux kullanan kişiler bu işlemlerin neler olduğunu biliyordur.

Windowstaki diğer bir problem de yüklediğiniz her program sistemde yük oluşturur. Bunu biraz açıklayalım. Zamanla kayıt defterindeki, kurup sildiğiniz programların artıkları veya silerken arkalarında bıraktıkları dosyalar, bilgisayarınızın hantallaşmasına ve yavaşlamasına neden olur. Bir çok bilgisayar dergisinde, bilgisayarı hızlandırmak için kullanılacak yöntemlerde şu cümleyi okumuşsunuzdur. “Kullanmadığınız programları bilgisayarınızdan kaldırın”. Bunu yaparak bilgisayarınızın hızlanacağını hiç zannetmiyorum. Burada hızlanma denilen şey gözle görülemeyecek düzeyde bir hızlanma. Bu yöntem hiçbir zaman ilk format attığınız zamanki hızlı haline getirmez. Bana göre tek faydası bilgisayarınızda yer açmış olursunuz. Zaten insanlar kullanmayacakları programları neden bilgisayarlarına kursunlar ki ?

Gelelim format olayına. Windows kullanıp da format atmamış veya başkasına attırtmamış insan yoktur. İnsanların ağzına sakız olmuş bir kelimedir. Bilgisayar kullanmayı bilmeyen insanlar bile bu kelimeyi çok iyi bilirler. Bilgisayar’da problem oluştuğunda yaptıkları ilk şey format atmasını bilen birini bulup “Bilgisayar’a format atarmısın” diye sormaktır. Her problemde format atmanın çözüm olduğunu zannederler. Uzun süre önce okuduğum dergilerden birinde şuna benzer bir şey görmüştüm. “Eğer bir kişi size bilgisayarınızdaki problem için format atmayı önerirse bu kişi bilgisayardan anlamıyordur”. Buna kısmen de olsa katılıyorum. Format atmak işin kolay yoludur. Öncelikli yapılacak işlem eğer size hata mesajı veriyorsa bu hata mesajını internette araştırmak olmalıdır. Hata vermiyorsa da uygun anahtar kelimeler kullanılarak google’da arama yaparak çözüme ulaşılabilir. Sistem çökmüşse (mavi ekran) zaten format atmaktan başka çare yoktur. Çözüme bir şekilde formatsız ulaşılabilirse de bunu yapmak size ekstradan zaman kaybettirecektir. Ayrıca probleminizi çözmeye çalışırken sistemi daha da kötü hale getirme riski de vardır. İnsanlar bu yüzden format atmayı yeğler. ( donanım ile ilgili bir problem olmadığını varsayarak konuşuyorum ). Çevremden ve internetteki bazı kişilerden duyduğum bir başka şey de 3-5 ayda bir format attıklarıdır. Format işlemi ortalama 30-40 dakika sürer. Bu işlemden sonra da gerekli programlar bilgisayara kurulur. Gerisini siz hesap edin…

Linux’u Windows’tan Ayıran Farklar Nelerdir?

* Ücretsizdir. İnternet üzerinden indirilebilir veya http://shipit.ubuntu.com, http://shipit.kubuntu.com sitelerinden sipariş verip evinize ücretsiz göndertebilirsiniz.
* Ücretsiz ve GPL (General Public Licence) lisanslı olduğu için istediğiniz şekilde dağıtabilir, arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
* Güvenlidir. Hacker’ların hedefinde değildir. Hatta hackerların linux dağıtımlarını kullandıkları söylenir.
* Kernelde (sistemin çekirdeği, beyni) bir çok yazılımın sürücüsü bulunur. Yani kurulum yaptıktan sonra sürücü yükleme ile uğraşmazsınız. Bilgisayarınızın bütün donanımları otomatik olarak tanınır. En kötü ihtimalle AMD ekran kartlarında sorun yaşayabilirsiniz. Ama muhtemelen çözümünü de araştırırsanız bulabilirsiniz.
* Sistemde herhangi bir açık olduğu tespit edildiğinde en kısa sürede bu açık kapatılır.
* Virüslerle uğraşmazsınız. Çünkü virüslerin büyük çoğunluğu Windows’ta çalışacak şekilde hazırlanır. Dolayısıyla virüslerden etkilenmezsiniz. Windows için yazılan virüsler Linux üzerinde çalışmaz.
* Virüs olmadığı için Anti-virüs kurmanıza da gerek yoktur. Linux’te çalışan anti-virüs programları vardır. Bunların amacı Linux’e bulaşan virüsü silmek değildir. Örneğin birbirine bağlı bilgisayarlardan bazıları Windows bazıları Linux yüklü ise ve eğer Windows’a virüs bulaşmışsa bu virüsü temizlemek için Linux’teki anti-virüs programı size yardımcı olur. Yani daha çok şirketlerin işine yarayabilecek bir şey.
* Sisteme virüs bulaşma ihtimali olmamasına rağmen Linux için yazılan virüsler de vardır. Ama bunlar Windows’a oranla çok azdır. Bilgisayarınızda hem sizin hem de kardeşinizin kullandığı iki tane kullanıcı hesabı olduğunu varsayalım. Eğer olaki kardeşiniz bilgisayar kullanırken virüs bulaşırsa (gerçi ben linuxte böyle bir şey duymadım açıkçası) virüs sadece kardeşinizin hesabına bulaşır. Sizin hesabınız bundan etkilenmez.
* Ben çok fazla paranoyak bir insanım, benim için güvenlik önemli diyorsanız SELinux kurabilirsiniz. Bildiğim kadarıyla bu bir çeşit yazılım ve bilgisayarınızı deyim yerindeyse bir kale haline getiriyor. Bir çok işlemi yaparken sizden şifre girmenizi isteyecektir.
* Defrag (Disk Birleştiricisi) olayıyla uğraşmazsınız. İstediğiniz programı kurup kaldırabilirsiniz. Bilgisayarınız ilk kurulduğu günkü gibi çalışır.
* Bazı yazılımlar kurulum ile birlikte otomatik olarak gelir. Siz ayrıca kurulum yapmayla uğraşmazsınız. (Örnek; Ofis Programları, Resim düzenleme programı olan Gimp gibi)
* Bilgisayarınıza Compiz kurarak çeşitli efekler elde edebilirsiniz. Bu efektleri arkadaşlarınız gördüğünde eminim imreneceklerdir. Youtube’da Compiz veya Compiz Fusion diye aratırsanız ne tarz efektler yapabileceğinizi görebilirsiniz. (4 tane masaüstünü aynı anda kullanmak, küp şekline getirmek, ekrana alevli yazılar yazmak gibi). Linux kullanın. Diğer insanlardan bir farkınız olsun değil mi ;)
* Sistemde sık sık güncelleme olur. Bu yüzden hem açıkları kapatılmış hemde kullandığınız programların daima en yeni versiyonlarını kullandığınız bir bilgisayarınız olur. İnterneti kotalı(limitli) kullanıcıların buna dikkat etmesi gerekir. Eğer internetiniz kotalı ise ve laptop kullanıyorsanız benim size tavsiyem 1 veya 2 haftada bir interneti limitsiz olan ve aranızın iyi olduğu bir arkadaşınıza gidip güncellemeleri orada yapın. Arkadaşınıza da Linux’un ne olduğunu öğretirseniz veya bu yazıyı referans olarak gösterirseniz en azından Linux’un yayılmasına ve daha çok kişi tarafından kullanılmasına vesile olmuş olursunuz.
* Linux için yazılan programlar ücretsizdir. Bunları kullanmak için ücret ödemezsiniz. Crack ve Serial aramayla vaktinizi boşa harcamazsınız.
* Eğer kullandığınız bir program kitlenirse veya takılırsa bundan sistemin tamamı etkilenmez. Yani hangi program takılıyorsa sadece o program takılır.
* Her programı kurduğunuzda bilgisayarınızı yeniden başlatma derdiniz olmaz. Sadece kernel (sistemin çekirdeği, beyni) güncellemelerinde bilgisayarınızı yeniden başlatırsınız.
* Hızlıdır.
* Eski bilgisayarlarda bile çalışır. Eğer eski bir bilgisayarınız varsa kesinlikle kurmanızı tavsiye ederim. Bilgisayarınız Windows’ta çalıştığından çok daha hızlı çalışacaktır.

Windows’u Linux’ten Ayıran Farklar Nelerdir?

* Parayla satılır.
* Parayla satıldığı için alan kişiye aittir. Herhangi bir şekilde dağıtımını yapamaz, arkadaşlarınızla paylaşamazsınız.
* Güvenli değildir. Güvenliği sağlamak için ekstra çaba sarfetmeniz gerekir. Hacker’ların saldırı için en çok tercih ettiği işletim sistemidir.
* Sistemde herhangi bir açık olduğu tespit edildiğinde bu açık kısa sürede kapatılmaz. Açıklar birkaç ay içinde veya Servis Paketi (Service Pack) şeklinde uzun vadeli aralıklarla toplu halde kapatılır. Çok önemli bir açık ise kısa sürede kapatılır.
* Bilgisayarınızın sürücülerine kurulumdan sonra daima ihtiyaç duyarsınız. Sadece Windows 7′de sürücü yükleme derdi yok.
* Virüs, spyware, trojan gibi tehlikelerle uğraşıp durursunuz.
* Anti-virüs programı kullanmak zorundasınız. Ayrıca firewall (güvenlik duvarı) da kurmanız sisteminizin güvenliği için gereklidir.
* Sistemi belirli aralıklarla Defrag (Disk Birleştiricisi) yapmanız gerekir. Defrag işleminde bilgisayardaki dosyalar belirli bir düzene sokulur ve siz bir dosyaya ulaşmak istediğinizde bilgisayarınız daha hızlı bir şekilde istenen dosyaya ulaşır. Bu yüzden en azından haftada 1 kez Disk Birleştirici yapmayı ihmal etmeyin.
* Bazı temel yazılımlar kurulumla birlikte gelmez. Siz kurulumdan sonra tek tek her yazılımı yüklemek zorundasınız.
* Yazılımların kurulum dosyaları tek parça halindedir. Exe dosyasını çalıştırıp kurarsınız.
* Güncelleme olayı sık sık olmaz.

* Windows için yazılan programların bazıları ücretsizdir bazıları ücretlidir. Genelde türkiyede insanlar ücretli programları korsan olarak kullandıkları için crack ve serial aramayla uğraşıp durursunuz.
* Eğer kullandığınız bir program kitlenirse veya takılırsa bundan sistemin tamamı etkilenir. Fare donarsa, ve Alt+Ctrl+Delete (Görev Yöneticisi) bile çalışmıyorsa o zaman size reset(bilgisayarı yeniden başlatma) yolu görünür.
* Birçok programı kurduğunuzda bilgisayarınızı yeniden başlatmanız istenir. Bu özellikle boyutları büyük olan programlarda daha fazladır.

* Hızlı bir bilgisayarınız varsa daha rahat edersiniz. Takılma veya kasma olayı nispeten daha az olur. Bilgisayarınız yavaş ise çoğu zaman takılmalardan veya kasma olayından dolayı Bill Gates amcanın kulağını çınlatırsınız

* Her bilgisayara kurulmaz. Daha doğrusu kullandığınız Windows’a bağlı olarak sistemi seçmeniz gerekir. Örneğin Eski bir bilgisayarda Windows 7 ile istediğiniz verimi alamazsınız.

Türkiye’de Linux’un Durumu;

Ubuntu-tr.org sitesinde okuduğum kadarıyla Türkiye’de 40 Bin kişi Linux dağıtımlarını kullanıyor. En azından o siteye giriş yapanların sayısı bu yönde. Yanlışım varsa site yetkilileri gerekli bilgiyi yorum olarak bu yazının altına yazarlarsa sevinirim. Gerekli düzeltmeyi yaparım.

Peki neden Türkiye’de Linux kullanımı bu kadar az?

* Herkes tarafından bilinen bir işletim sistemi değil.
* İnsanların kafalarında “Linux’u sadece bilgisayardan anlayan bilgili insanlar veya sistem yöneticileri kullanabilir” gibi bir ön yargı var.
* Her işlemin komut yazarak yapılacağını düşünmeleri.
* Windows’un kullanımına göre Linux’un kullanımının daha zor olduğunu düşünmeleri.
* Tembellik. Yeni bir işletim sistemini öğrenmeyle zaman kaybetmenin gereksiz olduğunu düşünmeleri.

Bu maddeler uzatılabilir. Şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Bu Yazı ile İlgili Sorulabilecek Sorular ve Yanıtları

Neden Windows’tan vazgeçip Linux’e geçeyim?

Bilgisayarınız eski ise Linux sizin için daha uygundur. Ayrıntıları zaten yukarıda belirttim.

Bilgisayarınız hızlı ise ve yukarıda anlattığım nedenler size, Linux’e geçmek için yeterli gelmiyorsa yapılacak bir şey yok. Windows kullanmaya devam edebilirsiniz.

Bilgisayarım hızlı ise o zaman Linux’e geçmeme gerek var mı?

Windows için üretilen yazılımlar genelde sistemi çok hor kullanırlar. Bilgisayarınız ne kadar hızlı olursa olsun bana göre Windows’un çökme veya hatalarla karşılaşma ihtimali Linux’e göre oldukça fazla. Linux’te bir çok problemi format atmaya gerek kalmadan çözebilirsiniz. Ama bu Windows için her zaman geçerli değil. Windows kulllanarak sistem kaynaklarınızı fazlasıyla meşkul etmek yerine Linux kullanabilirsiniz.

Linux Dağıtımlarından Hangisini Kullanmalıyım?

Eğer daha önce hiçbir Linux dağıtımı kullanmadıysanız, yani yeni başlıyorsanız benim size tavsiyem Ubuntu olacaktır. Eğer benim için görüntü önemli diyorsanız Kubuntu’yu deneyin derim. Bazı arkadaşlar size Pardus’u önerecektir. Pardus Türk’lerin yaptığı bir işletim sistemidir. KDE tabanlıdır. Görünümü hoşunuza gidecektir. Yazılım desteği Ubuntu ile kıyaslanmayacak düzeyde. Yani istediğiniz yazılımı bulamayabilirsiniz. Pardus kullananların donanım ile ilgili problem yaşayan kişilerin olduğunu biliyorum. Eğer Pardus kullanmaya karar verirseniz ve bu problemlerle karşılaşırsanız unutmayın ki bir çok Pardus kullanıcısı size seve seve yardımcı olmaya hazır.

Herşey iyi hoş da bir sistem bu kadar mükemmel olabilir mi? Bu mümkün mü?

Tabi ki Hayır. Linux’un de elbette bazı dezavantajları var.

Örneğin yazılım kurmak için internete bağlı olmak zorundasınız. Yazılımları internet üzerinden kuruyorsunuz. Yazılımları bilgisayara indirip gerektiğinde kurmayı isteyebilirsiniz. Fakat Windows’taki gibi sadece tek bir exe dosyası kurulum için yeterli değil. Ben Ubuntu Linux kullandığım için yazılımlar .deb uzantılı. Tek bir dosya çoğu zaman kurulum için yeterli olmuyor. İndirdiğiniz o tek dosyanın bağımlı olduğu bazı paketler var. Onların da kurulması gerekiyor. Yani internete bağlanmadan bir program kurmak istiyorsanız bağımlı olduğu paketleri de indirmeniz gerekir. Bu da tek bir program için kimi zaman 4-5 adet ufak parçayı da kurmanız gerekir. Eğer internet bağlantınız var ise böyle bir sorununuz yok. Gerekli paketleri sizin için kuruyor zaten.

Windows’ta oynadığınız her oyun Linux üzerinde çalışmaz. Linux üzerinde Windows oyunlarını oynamak veya Windows programlarını kurmak istiyorsanız bunun için Wine isimli bir program var. Onu kullanabilirsiniz. Ama her oyunda işe yaramıyor. Kurulsa bile yavaş çalışabiliyor. Bazı oyunlarsa tıpkı Windowstaki gibi çok iyi çalışıyor. Bunu kendiniz deneyerek görmeniz lazım. Ben oyun olarak Counter Strike 1.5 kurmuştum. Botları da kurarak sorunsuz bir şekilde oynamıştım.

Bilgisayar bilgim çok fazla değil. Ben de Linux kullanabilir miyim? Linux kullanmak zor mu?

Dileyen, isteyen herkes Linux kullanabilir. Bunun için öyle ahım şahım bir bilgiye ihtiyaç yok. En önemli şey sabırdır. Linux kullanırken hiçbir zaman Windows ile kıyaslamayın. İkisi farklı işletim sistemidir. Bazı işler Windows’ta çok kolay bir şekilde yapılırken Linux’te yapmak zaman alabilir. Ama öğrenince size çocuk oyuncağı gibi gelir.

Linux kullanmak zor değil. Dediğim gibi sadece biraz sabır ve gerekli ilgiyi göstermeniz gerekir. Ayrıca araştırmaya açık bir insan olmalısınız. Öyle herşey armut piş ağzıma düş değil yani. Bizim türk insanı biraz sabırsızdır. Herşey çabucak olsun bitsin ister. O yüzden belki de Linux kullananlar Türkiye’de bu kadar az. Tabiki alışkanlıklarınızı da geride bırakmanız gerekir.

Yazılım konusunda herhangi bir zorluk yaşar mıyım? Windows’ta kullandığım yazılımları Linux’te kullanamaz mıyım?

Herhangi bir zorlukla karşılaşacağınızı düşünmüyorum. Windows’ta kullandığınız yazılımları Wine isimli bir program ile kurup kullanabilirsiniz. Ama ben şahsen tavsiye etmiyorum. İnsanların alışkanlıkları değişebilir. Linux’te Windows’taki programlara alternatif çok iyi programlar var. Bazı programların hem Windows, hem de Linux versiyonları var. Örneğin Firefox, Opera, VLC, Limewire, Thunderbird gibi programların Linux versiyonları da var. Windows’taki CD/DVD yazma programı olan Nero’ya alternatif olarak Linux’te K3B programını kullanabilirsiniz. Nero’nun Linux versiyonu da var ama ücretli.

Yazımın başında Linux’un Windows’tan daha iyi olduğunu söylemiştim. Bu yazıyı okuyan Windows taraftarları hemen saldırı pozisyonunu almışlardır muhakkak. Bunu söylememin nedeni benim böyle olduğunu düşünmemdir ve bu kişiden kişiye de değişir. Siz Windows kullanıp da memnunsanız kullanmaya devam edebilirsiniz. Kimse size niye kullanıyorsun diye sorgulamaz/sorgulayamaz. Ben burada fikirlerimi dile getiriyorum. Linux’un güzel yanlarını size anlatmaya çalışıyorum. Benim size önerim iki işletim sistemini de bir arada kullanmak olacaktır. O zaman kendiniz iyi ve kötü yönlerini daha iyi görürsünüz.

Ayrıca şunu da belirteyim. Yukarıda yazdığım yazıyı okuduğunuzda Linux’un Windows’tan üstün özellerini görmüş olacaksınız. Ama bazı arkadaşlar şunu söyleyebilirler. “Benim bilgisayarımda Windows hiç kasmıyor veya takılmıyor”. Bunu Firefox için de söylüyorlar. O arkadaşların bilgisayarlarının özelliklerini sorduğumuzda verilen yanıtlar şu şekilde;

* Pentium 4, 3 Ghz İşlemci
* 3-4 veya 6 GB Ram
* Ekran kartları da üst düzeyde. Bir çok oyunu oynatabilecek kapasitede.

Bu ve buna benzer bir bilgisayarda sizce hangi işletim sistemi kasma, donma veya takılma sorunu meydana getirir?. Bu yazıyı o tarz bilgisayarlara sahip kişiler için yazmadım. Böyle bir sistemi almaya herkesin gücü yetmez.

Kaynak : Polat Büyükarslan